| Yazar | : | Hasan Öztoprak |
| İsbn | : | 9786054307203 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2009 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 171 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Heyamola Yayınları |
Çocukluğumun Balat ve Draman'ını, şimdi, bunca yıl sonra bir masal beldesi gibi sisler içinde anımsayabiliyorum ancak. Evler, sokaklar, insanlar ve elbette kara bir boşluk gibi duran Haliç, sinema perdesinde dalgalanan belli belirsiz görüntüler gibi duruyor belleğimde.
O yıllara nasıl bir koku sinmiş, hangi renk egemen?.. Kendimi sokakta bulduğum ilk yıllarıma ait anımsadığım çok şey olmasa da, olanlar o günlere doğru bir iç yolculuk yapmam için yeterli.
Birkaç imge, serinlik... ürperti... serinliğin yol açtığı o bilinen, içinizi bir tuhaf yapan ürperti. Ve bir renk, koruyan ve muhafaza eden bir renk: gri; serinliğe yol açan da bu olmalı. Gri'ye bu denli methiye düzülür mü demeyin; evet düzülür: ahşap evlerimizden, siyah beyaz filmlerden, çizgi romanlardan ve koyu renk giysiler içindeki yaşlı Rum kadınlarından kalan bir hatıra, neden olmasın bu.
Ayaklarımızın hala toprağa bastığı, bahar geldiğinde sokak kenarlarından ve parke taşlar arasından otların, yabani bitkilerin, çiçeklerin belki biraz ürkek boy gösterdiği; az da olsa bahçelerinde Bizans inciri, mürdüm eriği, dut ve ceviz ağaçlarının, kapı önlerinde asmaların, akşamsefalarının insanlarla dertsiz problemsiz haşır neşir olduğu; merdiven başlarında demli çaylar eşliğinde gece geç saatlere kadar sarkan koyu sohbetlerin gecenin karanlığına karıştığı; biz çocukların birçok oyunu yorgunluktan bayılıncaya kadar art arda, alıç yemişi gibi bir ipe dizdiğimiz zamanlar. Güven içinde, mutlulukla ve coşkuyla yaşadığımız yıllar…
Sonra sanki sihirli bir el dokundu, sihirli ama mendebur bir el. Önce ahşap evlerimizin çoğu, kışın soğuk, yazın yakıcı olan bir beton yığınına, parke yollarımız kara bir asfalta dönüştü, Ağaçlarımız kalbimizde küçük yaralar bırakarak söküldü, Sohbetlerimiz, oyunlarımız bizi terk etti, İçimizi ürperten o güzelim serinliğin yerini giderek vıcıklaşan bir sıcaklık aldı. Güvenimiz kayboldu, mutluluk ve coşkumuz tükendi; komşuluk, dostluk ve arkadaşlık bitti…
Hatıralar, çok şükür hala nefes alabiliyor.