| Yazar | : | Muzaffer Gökman |
| Yayın Tarihi | : | 1989 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 481 |
| Ölçü | : | 16 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Çelik Gülersoy Vakfı |
1927 yılında... Bir gün, Ankara'da, Anafartalar Caddesi'nde İsmail Müştak, Ahmet Rasim'e rastlamış:
- Aman efendim... Siz buradasınız da, bize niçin haber vermiyorsunuz? Nasılsınız, bir emriniz mi var Ankara'da?
Ahmet Cevdet, Sabah'cı Mihran ve diğerleri gibi Ahmet Rasim'i bu yaşa kadar hiç muhtaç bırakmayan gazete patronlarının piyasadan çekilmesi ve kendisinin de ihtiyarlayıp çalışamaz bir hale gelmesi üzerine, geride kalan kısa ömründe Ankara'ya nafaka aramaya gelen üstad, acı acı gülmüş:
- Fırınlarda ekmeklerin dört köşe değil, yuvarlak yapılması yüzünden buraya kadar geldim işte.
İsmail Müştak, bu sözlerden bir anlam çıkaramayınca Ahmet Rasim eklemek gereğini duymuş:
- Bir okka ekmek alayım dedim... Elimden düşüp yuvarlanmaya başladı. Bu tekerleğin peşinden Ankara'ya kadar koştum... Şaşkın şaşkın onu arıyorum şimdi. İsmail Müştak o akşam Çankaya'da Atatürk'e bu konuşmayı anlatınca, insan değeri bilen o büyük adam, Müştak Bey'e kızmış:
- Yarım yüzyıl Türk irfanına hizmet etmiş yoksul bir zat sana Ankara'da ekmek geçim aradığını söylediği halde hangi otelde kaldığını sormadın, yardım etmeye davranmadın değil mi?
O akşam bütün oteller aranıp Çankaya'dan gönderilen otomobille köşke davet edilen Ahmet Rasim'i Atatürk ayakta karşılayıp oturtarak ikramlara boğmuş.
Atatürk bir aralık Ahmet Rasim'e nazikâne şu teklifte bulunmuş:
- Açık bulunan İstanbul milletvekilliğini lütfen kabul eder misiniz?
Üstad ayağa kalkmış, Atatürk'ün elini sıktıktan sonra şu nükte ile cevap vermiş:
- Ekmek, hakikaten Aslan'ın ağzında imiş...