| Yazar | : | Ayşe A. Güzelsoy |
| İsbn | : | 9786051062747 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 229 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Alfa Basım Yayım Dağıtım |
Ergenlik döneminde insanların önünde yemek yemekten utanırdım. Bunun üzerine çok kafa yormuştum o yıllarda. Aynı dönemde takvim yapraklarından, gazetelerin kadın sayfalarından, moda dergilerinden yemek tarifleri topluyordum. Bunları defterime yazmak yerine nedense makasla kesip yapıştırmayı tercih ediyordum. O tarifler, kâğıt ve mürekkebin değil de yemeğin kokusunu, buğusunu, aromasını taşıyordu sanki. Üniversite yıllarımda, tavan arasına kaldırdığım iki soruyla bir kez daha yüzleştim: Yemek yemeyi, beslenmeyi neden mahrem bir şey olarak yaşıyordum ve yemek tarifleriyle uğraşmak neden hoşuma gidiyordu? Birinci "algı bozukluğu"nun ikinci tuhaf'lığı ürettiğini seziyordum. İnsan kendisiyle uğraşmaktan sıkılır cevabını bulamadığı sorulan ağır bir yük olarak taşımak istemez bir zaman sonra. Öyle bir dönemdeydim. Yemek tariflerinden yaptığım derleme, kitaplığımın en erişilmesi zor rafındaydı. Şu anda hatırlamadığım bir film seyrediyordum. Çok sıradan bir sahneydi, herkesin sayısız kez tanık olduğu klişe sahnelerden biri; adam kıza ilgi duyuyor ve onu yemeğe davet ediyordu. Bu sahne aklımda körelmiş cevapsız olduğu için susturmayı yeğlediğim sorularıma hayat verdi.