İstanbul'da Sultan II. Bâyezid Külliyesi ve Arapça - Osmanlıca Vakfiyeleri
| Yazar | : | Hazırlayan: Recep Akakuş |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2011 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 694 |
| Ölçü | : | 17 x 24 cm |
Bilindiği üzere değerli hocamız, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı değişik kadrolarda kırk yılı aşkın bir süre başarılı hizmetler verdikten sonra 1990 yılı ekimayında emekli olmuş ve İstanbul'a dönerek hem yasal hem de vicdanî olarak üstlendiği "vatandaşı, din konusunda aydınlatma görevini", fahrî ve de hasbî olarak İstanbul'da Sultan II. Bayezid Camii kürsüsünde yaptığı cuma vaazları ile sürdürmüştür. Sağlık şartları el verdiği süre içinde hocamızın buradaki irşat hizmetleri, on ört yıl boyunca kesintisiz devam etmiştir.
Muhterem hocamız, Sultan II. Bayezid Camii'nde irşat hizmetlerini sunarken bir taraftan da fetih sonrasında Fatih Sultan Mehmed'in, "vakıf ve imaret sistemi"ne dayalı olarak gerçekleştirmiş olduğu îmâr ve iskân çalışmalarını incelemiştir. Yaptığı inceleme sırasında halka irşat hizmeti sunduğu Sultan II. Bayezid Camii ve Külliyesi'nin de fetih sonrasında yapılan İstanbul'un îmâr ve iskân çalışmalarında son derece önemli bir yer tuttuğunu görmüştür.
Tüm aydın kişilerce bilinmesi gereken tarihî gerçek şudur ki 29 Mayıs 1453 salı günü İstanbul'u fetih etmekle Fatih Sultan Mehmet Elan, hem bir peygamberî müjdeye nâil olmuş hem de İslam adına sekiz asırdır sürdürülmekte olan ve uğrunda sayısız şehit verilmiş olan şanlı bir cihad faâliyetine son noktayı koyarak insanlığa, yeni bir çağın kapısını açmıştır. İşte bu gerçeği göz önünde bulunduran hocamız, Fatih Sultan Mehmed'in düzenleterek tescil ettirdiği vakfiyelere göre diyânî ve de İnsanî hizmet üstlenen "Ayasofya Fatih ve Eyüp Sultan imaretleri"ni tetkik eylemiş ve bu imaret sitelerinin, fetih sonrasında İstanbul'da gerçekleştirilen ilk îmâr ve iskân faâliyeti olduğunu yakînen görmüştür.
1481-1512 yılları arasında OsmanlI hükümdarı olan Fatih Sultan Mehmed Han'ın büyük oğlu Sultan II. Bayezid de -fetih sonrasında- babasının inşa ettirmiş olduğu "Saray-ı Atîk" adıyla anılan sarayı yakınına "cami-merkezli" muhteşem bir külliye ve imaret inşa ettirerek İstanbul'un îmâr ve iskânına son derece önemli bir katkıda bulunmuştur...