İstanbul'da Bir Fransız Sarayı

Yazar : Jean-Michel Casa
İsbn : 9753633947
Yayın Tarihi : 1995
Dil : Türkçe+Fransızca
Sayfa Sayısı : 113
Ölçü : 24,5 x 28,5 cm
Yayınevi : Yky

Tüm insan faaliyetlerinin içinde, simgelerin gücünü en iyi değerlendireni, devletler arası diplomasidir. Eğer diplomatik yapılar, ülkeler arası ilişkilerin kalıcılığını, gücünü ve köklülüğünü simgelemeye yarıyorsa, o zaman Türkiye ile Fransa'yı birleştiren 500 yıllık ittifakı somutlaştırmak için, İstanbul'daki Fransa Sarayı'ndan daha iyi bir simge bulunamazdı. Nitekim elçi Jean-Louis de Bonac, 1723'de, "İşte böylesine sürekli ve ebedi bir sefaret" diye söz ediyordu ondan. Fransa Sarayı... Bu deyim kimilerine şaşırtıcı gelebilir. Oysa bu deyim, benzer şekilde adlandırılan diğer büyük Avrupa elçilikleri için olduğu gibi, Kentin Türkler tarafından fethinden bu yana İstanbul'da kullanılagelmektedir. Rönesans döneminde Batılı güçler, artık gerektiğinde olağanüstü elçilerin yollanması yerine, sürekli temsilcilikler açılmasına dayanan modern diplomasiyi icat ettiler. Bu sistem, öncelikle pragmatik bir temelde, 15. yüzyılda (Quattrocento döneminde) İtalyan Kentleri arasında geliştikten sonra, Avrupa çapında yayıldı ve sonunda, Fahametlü Cumhuriyet'in Konstatinopolis elçiliğini de yapmış olan Venedik soylusu Marin Cavalli tarafından kuramlaştırıldı. Avrupalı ülkeler böylece büyük bir Müslüman güçle kalıcı bir ilişki sürdürmenin ilginçliğini keşfettiler. İstanbul' daki Fransa Sarayı işte bu yeniliklerin ürünüdür. Daha henüz 16. yüzyılda Fransa, diplomatik dokunulmazlığa sahip bir malikane satın alır. Ancak İslam topraklarında bu yeterli değildir. Yabancılar ve Hristiyan tebaa, şeriat yasalarına tabi tutulamayacaklarına göre, kamu hukukunun dışında değerlendirilmelerini sağlayan özel bir uygulamaya hak kazandılar. İşte kapitülasyonların44 kökeni budur: bu sözcük, sonradan alacağı sömürgecilik çağırıştıran vurgudan önce, özel bir koruma uygulamasını belirten bir anlama sahipti. Buradan yola çıkarak da, Kilisenin Büyük Kızı diye tabir edilen Fransa'nın, Osmanlı İmparatorluğu'nun tüm Hristiyan (en azından Katolik) tebaası üzerine bir tür himayesinin ortaya çıkışını görürüz...
******
DİKKAT!
İstanbul Kitapları (7654 kitap)
ve
Osmanlı Kitapları (2586 kitap)
Koleksiyonları satılıktır.
Çok kıymetli ve nadir kitapları da kapsayan bu
Koleksiyonları almak isteyenler
İletişim paragrafından lütfen mesaj gönderin...