| Yazar | : | Sabit Kalfagil |
| İsbn | : | 9789944720113 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 215 |
| Ölçü | : | 34 x 30 cm |
| Yayınevi | : | Fotoğrafevi |
Tarihe, kültüre, insana dair "zamanın" yatay ve düşey katmanlarının üst üste, yan yana ve iç içe var olduğu, kente dair olması gereken ne varsa hepsinin bulunduğu, ancak bunu "kent" kavramı üzerinden değil de "kentin zamanı" kavramı üzerinden ortaya koyan şehir... İstanbul.
Aynı zaman diliminde, geçmiş zamanı, şimdiki zamanı, gelecek zamanı yaşayan ve bunu kendi dokusu, iklimi, algısı olarak ortaya koyan bu kentte, gün, kelebek gibi hayata başlar, kaplumbağa gibi ölür. Her gün, her saat, her an kendi tarihi ile var oluşunu sürdürür...
Yeni bulgularla tarihi 10 bin yıl öncesine kadar giden, Doğu'ya ait olan ile Batı'ya ait olan bütün semavi dinlerin ve "kendine özgü olanların" kesiştiği ve bu kesişmelerin hiçbirinin diğerini yok etmediği ya da edemediği İstanbul'da "birlikte ve yan yana" duruyorlar.
Bugün bu katmancılık ve insanın oluşturduğu uygarlığa dair göstergeler, hem kendi geçmişi ile var oluşunu sürdürüyor, hem de günümüz tarihini oluşturmakta bugün ile iç içe yaşamaya devam ediyor.
Tarihin de bugünün de tüm katmanlarıyla yaşadığı kentler; gezginler, tarihçiler, maceraperestler, şehir ressamları ve fotoğrafçılar için hep ilgi merkezi olmuştur. İstanbul da bu anlamda ilgi merkezlerinden biridir.
İstanbul; doğudan batıya, batıdan doğuya, kuzeyden güneye, güneyden kuzeye gezen gezginlerin bir anlamda "nirvanası" olmuş, buradan geçenler bazen çok kısa sürelerle kalmış, bazıları ise gezginliği bırakıp bu kentte yerleşik bir hayata geçmiştir. Bugün bu kentin çok kültürlülüğünde bu gezginlerin katkısı çoktur. Gelenler, kendi kültürleriyle gelmişler, kendi kültürlerinin bakışı ile bakmışlardır.
Bu ele alış, önce kente dair yapılmış resimlerde kendini göstermiştir…