| Yazar | : | Selahattin Kara |
| Yayın Tarihi | : | 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Ölçü | : | 22 x 27 cm |
| Yayınevi | : | Bali Müzayede |
Benim gibi Anadolu'nun herhangi bir köşesinden çıkıp gelen bir kişinin sanatçı olabilme zorlukları ta çocukluğunda başlar. Kırsal kesim ailelerindeki ortak anlayışın, sanatçıyı ve sanatçı olma isteğini, ön yargılı olarak ne denli hafife aldığını herkes bilir. Bu ön yargı, gizli bir uzak durma emri olarak, küçücük yaşlarda yerleşir bilinçaltımıza. Ve sanatın herhangi bir dalına ilişkin, projelerin düşlerini kurup olgunlaştıramayız. Bu türden uğraşlarımız nedeniyle sıkça azarlanmışızdır.
Ve branş öğretmeniniz lise yıllarında sizi bilgilendirip programlamamışsa, ya da çevreden size yardımcı olan birisi yoksa, sanatçı olma şansınız büsbütün azalmış demektir. Ve eğer benim gibi tesadüfler de (Rize'den İstanbul'a Eğitim Enstitüsü Sosyal Bölümüne kayıt olmak için geliyorum, burada resim bölümüne ön kayıt sistemiyle öğrenci alındığını öğreniyorum, kayıt olup sınavlara giriyorum ve kazanıyorum) size yardım etmezse sanatçı olma şansınız tümüyle ortadan kalkar.
Tesadüflerin yardımıyla girmiş olduğunuz okulu bitirirsiniz. Sanatçı olmak muhteşem bir hayal ve heyecan, ancak ne aristokrat ne burjuva ne de kültürlü bir aileden geliyorsunuz. Size kim destek olacak. Ressam olacağım diye ailenizden ya da çevrenizden sermaye isteyecek değilsiniz herhalde. Bu ülkede böyle bir istek tarihe malolacak espri olur ancak. Bir taraftan ekonomik durumun acıklı zorlaması, diğer taraftan genç eğitimci ideali ile öğretmenliğe başlarsınız.
Anadolu'da resim öğretmenliği yaparak, ressam olmanın imkânsızlığını yaşayanlar bilir. Ressam olmanın büyüsü hüzünlü bir mesele olarak sallanır durur içinizde, gizliden gizliye rahatsız eder sizi. Eğer şartlara ve zamana yenik düşerseniz yine kaybettiniz demektir. Çevrenizdeki herkes (aile, eş, dost, akraba) devlet güvencesinden ayrılıp, bu kadar akılsızca bir şeye başladığınız için şaşkına dönecek ve için için hem gülecek hem üzülecek size.