| Yazar | : | Semuh Yesarioğlu |
| Yayın Tarihi | : | 1946 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 36 |
| Ölçü | : | 14 x 20 cm |
| Yayınevi | : | Cemal Azmi Matbaası |
Bütün Çağlar boyunca üzerine insanlığın ilgisini çeken mühim dünya şehirlerinden biri de şüphesiz İstanbul dur. İstanbulcun doğuşunu müverrihler miladın dördüncü yüzyılından sayarlar... Roma İmparatoru büyük Konstantin, İmparatorluğunun payitahtım buraya nakletmişti. Fakat asıl kuruluşu milattan evvel yedinci yüzyıl içinde Atina civarında kâin Megara şehrinden Vizas adındaki başbuğla gelen bir muhacir kafilesi ile başlar. Şehir Bizans adını buradan almış oluyor. Mamafih İstanbul ve Boğaz içinde hayatın Vizas ile dahi başlamadığını gösteren deliller de yok değildir. Faraza bizzat Yunanlı Vizas'ın şimdiki Sarayburnu'ndan Boğaza bakarken bu günkü Kadıköy ve Kalamış tarafı arında esasen mevcut olan büyücek köyleri görünce "bu adamlar kör mü? Boğazın bu kadar güzel manzaralarına arkalarını çevirmişler!" dediği unutulmamalıdır.
Bizans sanatı dördüncü yüzyıldan başlayarak zamanla tekemmül etmiş ve 1453 senesinde İstanbul un Türkler tarafından zaptına kadar devam etmiştir. Bu gün ise İstanbul da Bizans eserlerinden birçokları mevcuttur. Hatta Romalılardan ve Cenevizlerden kalma birçok eserler vardır. On beşinci yüzyılın ortalarında Türkler İstanbul'u zaptettikten sonra şehirde o kadar canlı, büyük medeniyet abideleri kurmuşlardır ki, bunların yüzünden umumiyet itibarıyla ilk bakışta İstanbul tamamen bir Türk şehri manzarasını almıştır. Camileri, medreseleri, çeşmeleri, hanları, çarşıları, hamamları, su yolları, bentleri, kemerleri Bizans eserleri karşısında rekabetten ürkmeyen birer abide edasıyla yükselmeğe ve Türk inşaatçılığının azametli örnekleri birer şaheser halinde İstanbul'u süslemeğe başlamıştır, .
İstanbul bu bakımdan tam manasıyla bir seyyah şehridir...