| Yazar | : | Uğur Kökden |
| İsbn | : | 9750809416 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 177 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Yky |
İstanbul ne? Bir masal mı, bir gerçek mi?
O ne geçmiş, ne bugün! Ne bir doğa parçası, ne bir tarih, ne de belirli bir kentsel coğrafya! Ne renk yelpazesi, ne ışık, ne gölge!
Buna karşın hem deniz hem toprak! Hem tatlısular hem de büyük tuzlusu!
Eski zamanlarda, insanlar Boğaz'ın güzelliğinin kendilerini çarpacağından korkarlarmış. Ya 'bugünler'i yağmalayanlar! Onları engelleyen ne var?.
Bu efsane-kent öylesine bir coğrafya ki, onun toprağına sığınmış her insan kendi iç varlığıyla dış ortam arasında kurduğu bağı sürekli yaşar, derinliğine özümser ve onu dışarı yansıtır.
Orada saatler, günler ve mevsimler, çevresinde akıp giden su ve ışık gibi, bir yaşam buğusu özelliğiyle kendini duyurur. Varolan yaşam ortamını donatan çiçekler, bitkiler, genç ve yaşlı ağaçlar, ister istemez geçen zamanı haber verir.
Kulağa sürekli şiirin ve müziğin derin sesi çarpar; aynı zamanda, denizin hiç susmayan canlı müziği!
Sularla dolunayın ortak renk ve ses oyunu! Ses ve sessizlik!..
Bir sahilin karşı sahile 'bahçe' gibi göründüğü Boğaziçi haritası! O harita üstünde yükselen çılgın renk mimarisi ve deniz yüzeyine çizilmiş ebrular! Sularla ışığın ve nilüferlerin ressamı Monet, XX. yüzyıl başında Venedik'e değil de İstanbul'a gelseydi, -Boğaziçi'ni tanısaydı, erguvan ilkyazına tanık olsaydı- acaba nasıl bir 'ürün' ortaya çıkarırdı?
Ya da, "Venedik akşamlarında, kentin değişik mahallelerinde Binbir Gece Masalları'ndan çıkmış bir kahraman gibi dolaşan Marcel Proust" o kent yerine bu kenti görseydi, Kayıp Zamanın İzinde'ye neler eklerdi?
Boğaziçi'yle tarihsel yarımadanın oluşturduğu kutsal ve gizemli bütün! Neredeyse fetihten kalma eski dar sokaklar, insanı tarihten alıp tarihe götürüyor. İçinde oturanları doğadan ayırmayan evler, bahçeden eve geçişler, bahçelerdeki sulama kuyuları!..