| Yazar | : | Prof. Dr. Saim Sakaoğlu |
| İsbn | : | 9786055184858 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2017 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 250 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Kömen yayınları |
İstanbul adını ilk defa işittiğimde, belki de bir yerlerde okuduğumda, o, adlarını bildiğim veya hatırladığım iller sıralamasında Adana’dan sonra geliyordu. Çünkü o yıllarda üç dayımın en küçüğü olan Mehmet Köseoğlu Adana’da polis memuru olarak görev yapıyordu. Önceliğin İstanbul’a geçmesi için uzun yıllar geçecekti. Okuduğumuz İstanbul gazeteleri, ülkemizin tek radyosu olan Ankara Radyosu’nun haberleri, spor kulüplerinin meşhurlarının oralı olması, okumaya başladığımız ilkokul kitaplarımızın tamamının orada basılması, okul ve çocuk dergilerinin de ora kaynaklı olması İstanbul’u öne çıkarıvermişti. “İstanbul hâlâ ‘ 1 NUMARA’ mı?” diye düşünürüm, belki de kendimi sorgularım. Sabah haberlerinde değişik televizyon kanallarında ulaşımıyla ilgili renkli çizimleri görünce içimi bir korku, hatta ürperti kaplar. Artık Konya’mızda bile göremediğimiz, âdeta hayatı felç eden azgın kar yağışları beni başka yerlere kovalayıp duruyor.
Konya’da uzun yıllar yönetici, yazar ve kütüphaneci olarak hizmet eden İbradılı (Antalya) Celaleddin Kişmir aynı zamanda bir yerel gazetemizin de köşe yazarı idi. Karınca Kararınca köşesinde kültürümüzle ilgili çok anlamlı yazıları yer alırken bazen hatıralarına da yer verirdi. Bu yazılarından birinde İstanbul’a duyduğu özlemini dile getirirken şöyle diyordu. ‘İstanbul’da yaşamak için, taşrada üst görevde olmaktansa bu tarihî şehrin Eminönü’sünde limon satmaya bile razıydım.’ O, ömrünün son yıllarını geçirdiği İstanbul’da vefat ettiyse de ebedî uykusunu Konya’nın Musalla Kabristanında sürdürmektedir...