| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 98 |
| Ölçü | : | 22,5 x 29,5 cm |
| Yayınevi | : | Doğan Burda Rizzoli |
HALİÇ'İN DEMİR İNCİSİ (Sayfa 58) - Yasemin Şener, Hakan Ezilmez
Fener ve Balat arasındaki sahilyolu üzerinde yer alan, hem konumu hem de mimarisiyle İstanbul'un tarihsel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olan Sveti Stefan Kilisesi, bir asrı çoktan devirmiş ömrünü, yalnız Haliç'in kıyısında değil, çeşitli efsanelerle halkın dilinde de geçirmiş. Halk arasında daha çok "Demir Kilise" olarak tanınan bu yapıyı herhangi bir kuşaktan, herhangi bir İstanbulluya sorsanız, kuracağı ilk cümleler hiç istinasız şunlar olacaktır: "Dini yapı inşa etmenin yasak olduğu yıllarda dönemin padişahı, Bulgarlara, yalnız bir gecede bitirmek koşuluyla bir kilise inşa etmelerine izin vermiş. Bulgarlar da· Padişah'ın bu imkânsız buyruğu üzerine bir mucize gerçekleştirip, o kiliseyi bir gecede demirden inşa etmişler... "
Her söylencenin içinde az çok bir gerçeklik payı olduğu doğrudur. Ama Bulgar Kilisesi olarak da anılan Sveti Stefan'ın bir gecede inşa edilmesinin mümkün olmadığını anlamak için kiliseye yaklaşıp ona dışardan bile olsa bir kez bakmak yeterli olacaktır. Bu söylencenin referansını aldığı tek gerçek nokta ise, azınlıkların mevcut dini yapılarının korunduğu, ancak yeni dini yapı inşa etmelerine izin verilmediği İstanbul'da, yüzyıllar boyunca Rum Patrikhanesi'ne bağlı olarak dinsel aktivitelerini sürdüren ve asimile olma tehlikesi yaşayan Bulgar cemaatinin kendilerine ait bir kilise inşa etme iznini, 19. yüzyıl sonunda çeşitli politik oyunlarla da olsa Osmanlı Devleti'nden alabilmesidir. Haliç kıyısındaki bu görkemli demir yapı, yalnız alışılmışın dışındaki mimarisiyle değil, Bulgar cemaatinin dini bağımsızlık mücadelesinin sembolü olmasıyla da ayrı bir önem taşır.
Milliyetçilik hareketinin Avrupa'dan sonra Balkanlar'ı da sardığı 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında yaşayan Bulgarlar, diğer uluslardan farklı olarak Rumların baskısı altında asimile olma tehdidi yaşıyorlardı. Osmanlıların öteden beri bir millet olarak değil, sadece bir dini cemaat olarak gördükleri Bulgarları hükümet karşısında resmi ve dini anlamda temsil eden tek kurum Fener Rum Patrikhanesi'ydi...