| Yazar | : | Sermet Muhtar Alus |
| İsbn | : | 975-470-468-6 |
| Yayın Tarihi | : | 1997 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 240 |
| Ölçü | : | 16 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Iletişim |
Ahmed Rasim, Çaylak Tevfik, Musahibzade Celal, Abdülhak Şinasi, Sermet Muhtar... Eski aydın İstanbulluların, bize eserler bırakan son temsilcileridir. Onlarla birlikte, uzun bir süreçte her ulustan ve dinden insanların yeşertip yaşattığı İstanbul kültürünün, giderek İstanbul topoğrafyasının yitirilmekte olması bu kenti sevenler için onulmaz bir acı nedenidir.
Kentin, eski özelliklerini koruduğu yıllarda hazırladığı bu rehbere, Sermet Muhtar Alus'un İstanbul Kazan Ben Kepçe adını vermesi, içerik zenginliği ve farklılığı bakımından tam bir zarf-mazruf uygunluğu örneğidir. Çünkü bu çok iyi planlanmış eserde, İstanbul'un salt semtleri, eski eserleri, anıtları değil, bunlarla içli dışlı her şey, yaşayan bir kent ve payitaht, ricali, kibarı, uleması, esnafı, kalem efendisi, memuru, komiği, meyhanecisi, ayyaşı, kabadayısı... ile mekânları ve tarihiyle bir film gibi verilmiştir. Yeşilköy'den Kartal'a, Sarayburnu'ndan Sarıyer'e, Sur-içi'nden Beyoğlu'na, Eyüp sırtlarından Yuşa Tepesi'ne kadar her semt, her köy, her siluet, hatta evler, konaklar, yalılar; kapı kapı, aile özellikleri ve ilişkileri de ihmal edilmeyerek bu ilginç rehbere, Sermet Muhtar'ın kaleminden bir sehl-i mümteni şaheseri olarak sığdırılmıştır.
Alus'un kişiliğinde olgun bir örneğini bulduğumuz eski İstanbulluların ortak bir meziyetleri, doğup büyüdükleri bu kenti, sesleriyle sularıyla esintileriyle simalarıyla doğru ve ayrıntılı tanımalarıydı. Ayvaz, uşak, seyyar satıcı, müezzin seslerinden, çocuk bağrışmalarından, kadın konuşmalarından, bu "ulu şehrin" hangi semtinde ya da sokağında olduklarını fark ederler, her sınıf ve zümreyi tanırlar, aşinalıkları bütün bir kenti kapsardı.
İstanbul Kazan Ben Kepçe'nin en kayda değer tema'sı, kent ve kentlilik kavramlarına bu açıdan çarpıcı bir örnek olmasıdır. Günümüzün, oturduğu apartmandaki ailelerle bile selamı sabahı olmayan türedi kentlilerine ise herhalde kent yaşamından ve dünyasından ne denli uzak olduklarını düşündürecektir...
Necdet Sakaoğlu