| Yazar | : | Asaf Ertan |
| İsbn | : | 9786053961222 |
| Yayın Tarihi | : | 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 148 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Arkeoloji ve Sanat Yayınları |
Avrupa'yla Asya'yı birbirinden ayıran, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birbirine bağlayan İstanbul Boğazı, 30 km'lik benzersiz bir doğal su yoludur. Kara uzunluğu Avrupa yakasında 55, Anadolu yakasında 35 kilometre, ortalama su derinliği 60 metredir. En derin yeri Bebek ve Kandilli semtleri arasında 110 m. ölçülmüştür.
Büyük akarsular ve sayısız küçük dereyle beslenen Karadeniz'in tek çıkış yolu olan İstanbul Boğazı aracılığıyla Karadeniz'den Marmara Denizi'ne akan su miktarının yıllık 660 milyar metreküp olduğu düşünülmektedir. Boğaz'da iki denizin sularının tuzluluk oranlarının farklı olmasından dolayı Karadeniz'den gelen daha az tuzlu sular yüzeyden Ege'ye doğru akarken onun altında Akdeniz'den gelen daha tuzlu sular ise dipten Karadeniz'e doğru akmaktadır.
Çağlar boyunca Boğaz bölgesi ve Haliç balık türlerinin beslenmesi ve üremesi konusunda önemli bir merkez olmuş, Akdeniz ile Karadeniz arasında iki kez balıkçıların "büyük göç" dediği balık geçişlerinin tüm bereketini yaşamıştır. Ege ve Akdeniz'den gelen uskumru, kolyoz, palamut, lüfer, kılıç ve orkinos gibi göç eden balıklar beslenmek ve üremek amacıyla Mart sonu-Haziran arasında İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz'e sürüler halinde geçmekte ve buna balıkçılar arasında anavaşya denilmektedir. Ayni balık türleri Ağustos sonu-Ekim arasında tekrar Boğaz'dan Marmara Denizi'ne ve oradan de Ege ve Akdeniz'in sıcak sularına dönmektedir. Bu göç olayı da katavaşya olarak adlandırılmıştır.
İstanbul Boğazı ile özdeşleşmiş başlıca balık türleri (alfabetik olarak); Barbunya (Mullus barbatus), Çipura (Sparus aurata), Çuka (Acipenser ruthenus) Eşkina (Seiaena umbral, Gelincik (Gaidropsarus mediterraneus), Gümüş (Atherina boyeri), Hamsi (Engraulis enerasieolus)…