| Yazar | : | Mustafa Armağan |
| İsbn | : | 9757580635 |
| Yayın Tarihi | : | 1996 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 302 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | İst. Büyükşehir Bel. Kültür İşleri |
12. yüzyılda Konstantiniyye'yi gezmiş olan ünlü seyyah Herevi'nin dudaklarından, şehrin kapısını yüzümüze kapatırken şu sözler dökülür: "Cenab-ı Allah inşallah bu güzel şehri Müslümanlara nasip eder."
Herevi Bizans İstanbul'unu, özellikle de o çağlarda bir şehrin en büyük ümran göstergelerinden birisi olan muazzam surlarını olanca teferruatıyla kaydederse de, surların dışını anlatılmaya değer görmediği besbellidir. Hele hele o devirde tarihiyle değilse bile tabii güzellikleriyle, el değmemiş koyları, bakir tepeleri ve zümrüt bir kadehi çok andıran bitki örtüsüyle daha da gönül çelici olması muhtemel olan Boğaziçi'nden bahsettiğini söylemek hiç mümkün değildir. Ne var ki, bu tutum yalnız Herevi'ye mahsus addedilmemeli; daha çok Bizans devrinin Boğaziçi ile olan ilişkisizliğini gösteren bir genel suskunluk tavrının yansımalarından bir tanesi olarak görülmelidir.
Tarihin bize öğrettiğine göre her ne kadar yer yer bazı Boğaz koylarında veya tepelerinde manastırlar ve kısmen köşk denilebilecek yapı kalıntıları görünüp kaybolmuşsa da, Bizans ruhu, anlaşılan, Boğaziçi'ne pek yatkın bir mizaçta değildir. Zaten imparatorluk saraylarını Boğaziçi'ne bakan yamaçlarda değil, Sultanahmet Camii'nin altında Marmara'ya bakan eğimli arazide kurmalarından da belli ki, Bizans'ın Boğaziçi ile pek ülfeti olmamıştır.
Acaba bu soğukluğun sebebi sadece bir mizaç uyuşmazlığına mı bağlanmalıdır' Bizans'ı Boğaziçi'nden soğutan daha somut sebepleri de görmek gerekmez mi' Bu somut faktörlerin başında hiç şüphesiz güvenlik gelmektedir. Boğaziçi Bizans için her zaman tehlikeli meçhullere açılan kapılar olmuştur. Sık sık vaki olan kuşatmalar sebebiyle sur içine kapanıp kalmış bu başkentin sayfiyelere uzun süreli açılması ve bu açılmanın daimilik kazanı1ması mümkün olamamış, bu yüzden de Boğaziçi'nde Osmanlıların tesis edeceği türden bir insan-tabiat-mimari ilişkisi, giderek kültürü oluşmamıştır. Dolayısıyla Bizans'ın 'Gizli Tarihi'ni kaleme alan ünlü tarihçisi Prokopius'un İstanbul için söylemiş olduğu "suyun taçlandırdığı güzellik" ifadesinin asıl anlamını,