| Yazar | : | Ömer Öztürk |
| İsbn | : | 9789944461098 |
| Yayın Tarihi | : | Nisan, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 121 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Lamure |
Bu çalışmada genel olarak geçmişin kapısını aralıyorum. Gerçekte zaman ne bugüne ne de düne ait. Çünkü "bugün" diye nitelendirdiğimiz zaman dilimi yarın "dün" olacak. O zaman bugün "dün" olarak adlandırdığımız zaman kesiti daha da eskide kalacak.
Şunu anlamamız gerekiyor: Bizler İstanbul, Asitane, Stamboul ya da Constantinople adlı bu büyülü şehrin iki binli yıllardaki sakinleriyiz. Bizden yüzlerce yıl önce de birileri yaşıyordu buralarda. O insanların meydana getirdiği medeniyet kültürünün üzerinde oturduğumuzu görmemiz gerekiyor. Her zamanki gibi bu şehir hancı. Bizlerse bizden öncekiler gibi yolcuyuz. Belli süre kalacağımız bu handa saygılı misafirler olmamız gerekiyor.
İstanbul hep direnen bir şehir. Yenilik adı altında sunulana; gökdelenlere, betonlaşmaya, kirlenmeye, arabeske, plansız göçe ve daha bir sürü şeye hala direnen bir şehir.
Günün ortasında, şehrin bir köşesinde üzerindeki tüm kitabeleri bozulmuş, muslukları sökülmüş tarihi bir çeşmenin önüne ürünlerini duyarsızca dizmiş bir satıcıyı görüp de içiniz burkuluyorsa, bu şehrin en tarihi yapılarından biri olan Kuleli Askeriyesi'nin önündeki sahilde yüzen çöpleri görüp üzülüyorsanız, adeta barakaya çevrilmiş eski ahşap bir binayı seyreyleyip insaf diyorsanız yahut böylesi binaların sözde restore edilip bugün restoran, anaokulu bilmem ne yapıldığını görüp hayretler içinde kalıyorsanız, bir yandan batının meşhur ressamlarının birkaç yüzyıl önce çizdiği eski İstanbul gündelik hayat resimlerinin ve gravürlerinin 2000'Ii yıllarda dahi sergilendiğini ve çok büyük değer taşıdıklarını görüp gurur duyarken diğer yandan "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı tablosuna değer biçilemeyen Osman Hamdi'nin evinin ve ebedi istirahatgahının bakımsızlığına bir mana veremiyorsanız ve hayatınızın bir bölümünü ya da tümünü bu şehrin sırlarını, saklı güzelliklerini, anıtlarını, türbelerini; kısaca o eşsiz manevi kültür mirasını keşfetmeye adadıysanız benim yazdıklarımda çok şeyler bulacaksınız, inanın.
Bu çalışmam pek uzun değil. Ama ne kadar kısa da olsa, arşiv zenginliğine önem vermeye çalışıyorum...