| Yazar | : | Yılmaz Özdil |
| İsbn | : | 9786050900569 |
| Yayın Tarihi | : | Nisan, 2011 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 473 |
| Ölçü | : | 14 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Doğan Kitap |
Boks efsanesi Muhammed Ali, başarılarını anlatırken "Kelebek gibi uçarım, an gibi sokarım" derdi. Yılmaz Özdil'in yazıları da öyle... Sözcükler kelebek estetiğiyle uçuşuyor, mesaj, hedefini arı gibi sokuyor.
Bu nedenle Yılmaz Özdil, benim gibi düşünenler için artık sadece köşe yazarı değil, "köşe efsanesi"dit.
Hayranları, sevenleri, eleştirenleri, gücün önünde eğilip bükülmemesine, yandaşlık ve yalakalık yapmamasına kızıp, nefret edenleriyle, bir efsane o.
Efsaneleşen isimleri tanımak risklidir... Çünkü yazılarına, eserlerine bakıp, hayranlık duyduğunuz o efsane isimlerle tanıştığınızda, hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz... Gözünüzde devleştirdiğiniz insan, hiç de umduğunuz gibi biri çıkmayabilir. Hayal kırıklığı yaşar "Keşke hiç tanımasaydım da, onu sevmeye devam etseydim" dersiniz.
Bazen de hayallerinizin ötesinde, müthiş bir insan çıkar karşınıza... İşte bana göre Yılmaz Özdil "İyi ki onu çok sevmişim" dedirten, bu müthiş insanlardan...
Bardaktaki su gibi dupduru... Mangal yürekli...
Eğilip bükülmez, güce tapınmaz.
Tam tersine, gücün ezdiği, hakkı yenilen güçsüzlerin hakkını korumak için kullanır kalemini.
Yazarken kafadan atmaz.
Araştırır, didik didik sorgular.
Yemek yemeyi unutacak kadar çalışır. İnanılmaz derecede yaratıcıdır...