| Yazar | : | Emre Kongar |
| Yayın Tarihi | : | 1985 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 375 |
| Ölçü | : | 16 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Remzi Kitabevi |
Bu kitap umutlarımı aşan bir ilgi gördü kamuoyunda. Beklenmedik bir süre içinde, birinci baskısı tükendi. Ben bu olayı, kitabın ve yazarının niteliklerine değil, Türk toplumunun bir arayış içinde olmasına bağlıyorum. Niteliğine ve yazarına bakılmaksızın, Türkiye'nin sorunlarına eğildiği savı ile ortaya çıkan her çalışmanın, bu kitabın gördüğü ilgiyi toplayacağını sanıyorum. Çünkü Türkiye büyük bir bunalım ve dolayısıyla büyük bir arayış içindedir. 1980'ler, Türkiye için eski dönemlerin kapandığı, yeni ufukların açıldığı yılları belirleyecek, yeni bireşimler ortaya koyacaktır.
Bu baskının başına, hem gelecek için öngördüğüm yeni bireşimleri açıklayan; hem de kitabın temel yaklaşımını bir kez daha belirleyen bir özet koydum. Böylece, bir yandan, okuyucunun kitabı hangi gözle okuması gerektiğini vurgularken, öte yandan birtakım ayrıntıların yol açabileceği düşünce kargaşasını önlemek istedim. Bu baskıda yaptığım bir başka ek de, birtakım çizelgelerin 1977'ye uzatılması oldu.
İkinci baskı yapılırken, bana yardımcı olanlara teşekkürlerimi de hala bitiremedim. İlk olarak, birinci baskının tümünü okuyarak çok değerli uyarılarda bulunan İlhami Soysal'a ve yine tüm metni okuyup "yararlandığını" söylemek gibi alçakgönüllü ve zarif bir destek sağlayan Attila İlhan'a bütün kalbimle teşekkür ederim. İkinci olarak, kitabı eleştirilmeye değer bulan ve hakkında yazı yazmak zahmetine katlanan bütün değerli düşünür ve yazarlara, özellikle uyarıları için teşekkür etmek istiyorum. Bu eleştiriler, bana öğrettikleri yanında, kitaptaki konuların tartışılmasına da yol açarak kamuoyunun dikkatini bir kez daha toplumsal sorunlara çekmiş ve böylece çok önemli bir işlev yapmışlardır.
Son olarak, kitabın Türk Dil Kurumu tarafından ödüllendirilmesi üzerinde durmak isterim. Bu ödülü, bir "başarı" ödülü olarak değil, iyi niyetli çabalarımın bir "özendirme" ödülü olarak anlıyorum. Çünkü Türkiye'nin toplumsal yapısı gibi karmaşık ve çapraşık bir konu, Türk' dili gibi son derece zengin' olanaklara sahip bir dil ile tek bir kişi tarafından "en güzel" biçimde anlatılamaz.