| Yazar | : | Emre Kongar |
| Yayın Tarihi | : | 1985 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 364 |
| Ölçü | : | 16 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Remzi Kitabevi |
Bu yapıt ile çok uzun zamandan beri sürdürdüğüm araştırma ve incelemelerimin ürününü görmenin sevinci değil, tedirginliği içindeyim. Bilimsel bir kuşkuculuk ile gerçekleştirmeye çalıştığım bu inceleme, yayımlanmadan önce benim egemenliğim altındaydı. Oysa şimdi yayınlanıyor ve ben onun denetimine giriyorum.
Üniversite sıralarında okuduğum ekonomi ve siyasal bilim ile üniversite sonrası eğitimde öğrendiğim toplumbilim (sosyoloji) bana hiçbir katkıda bulunmamışsa bile, "Türkiye'nin Toplumsal Yapısı" gibi bir konunun, yanlışsız ve eksiksiz bir biçimde okuyucuya sunulma olanağının son derece kısıtlı olduğunu göstermiştir.
Bu yapıtta, her üç bilim dalında öğrendiklerimi de Türk toplumuna uygulamaya çalıştım. Elde ettiğim bulguları tutarlı bir model çerçevesinde geliştirmek için çaba harcadım. Amacım, bilimsel kurallarla, Türkiye'nin toplumsal gerçekleri arasında bir uyuşma sağlamaktı. Böylece Türkiye için geçerli bir model geliştirerek anlamlı bir bireşime ulaşmayı umuyordum. Elde ettiğim sonuç ise, ancak bir "öneri" ya da "taslak" niteliği taşıyan bir "deneme" oldu.
Bu "deneme"de geliştirmeye çalıştığım model, üç temel değişken üzerine kuruludur. Birinci değişken tarihsel süreçleri, çevre koşullarını ve öteki ülkelerle olan ilişkileri de kapsayan biçimde dış dünyadır. İkinci değişken, Türklerin ve Osmanlıların tarih içindeki devlet anlayışlarını, geleneklerini, göreneklerini kapsayan, Batılılığı ve Atatürkçülüğü de içeren ideoloji öğesidir. Üçüncü temel değişken ise, çeşitli süreçlerin sonucu olarak sınıflaşmadır.
Modelin işleyişi tarihsel açıdan ve bu üç değişken arasındaki etkileşimler çerçevesinde ele alınmıştır. Değişkenler arasındaki etkileşim; sürekli olarak uyumlu ve tekdüze bir nitelik taşımaz. Genellikle karşıtların etkisi ve tepkisi biçiminde oluşur.
Türk toplumsal gelişme süreci, son derece kendine özgü niteliklere sahiptir. Özellikle Batı'dan bütünüyle ayrıdır. Avrupa'daki değişme ve gelişmelerin tam tersi bir süreç çerçevesinde oluşmuştur.