| Yazar | : | Taha Toros |
| İsbn | : | 9757630004 |
| Yayın Tarihi | : | 1988 |
| Dil | : | Türkçe+İngilizce |
| Ölçü | : | 23,5 x 28,5 cm |
| Yayınevi | : | Akbank |
Türk toplumunda en geç gelişen güzel sanatlar bölümü, kuşkusuz, resim ve heykel branşıdır. Ne var ki, bu meslekte batılılarla aramızdaki büyük mesafeyi, Türk'ün zekâsıyla yaratıcılığı kısa zamanda kapatmıştır. Bu suretle batı dünyası -geç de olsa- Türklerin renkli fırçasını yakından tanıma imkânı bulmuştur.
Toplumumuz, resim yapmanın günah sayıldığı, ressamlığın horlandığı uzun yılları yaşamış bulunuyor. Aslında, cemiyetin dışladığı bir sanat dalında, hele kadınların boy göstermesi mümkün olamazdı. Uygarlık tarihi göstermiştir ki, her milletin kadınları, lokomotife bağlanan vagonlar gibi, erkeklerin ardından gelerek, bugünkü çizgiye ulaşabilmiştir. Ancak bundan sonradır ki, her alanda olduğu gibi, sanat sahasında da, kadın-erkek ayrımlı görüşler ve uygulamalar tarihin yapraklarına gömülmüştür.
Şurası aşikârdır ki, Türk toplumu, kadınlarına layık olduğu eğitim ve öğretimi sağlamakta çok geç kalmıştır. "TANZİMAT" dediğimiz, devletin iç ve dış siyasetinde batıya yönelik olan hareket, kadınlarımıza fazla bir şey getirmemiştir.19. asrın ikinci yarısında, kızlar için bazı okullar açtıran Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa ile Sadrazam Saffet Paşa'nın attıkları temeller 1908 Meşrutiyet inkılabından sonra hayli geliştirilmiş ve kültür binaları yükseltilmiş olmakla birlikte, konu ancak Cumhuriyet döneminde amaçlanan zirveye erişmiştir. Türk kadınının her alanda güçlenmesi, hukuki varlığı ve değeri Cumhuriyet rejimiyle başlayan inkılapların sayesinde oluşturulmuştur. Türk inkılabı kadın-erkek eşitliğini, uygarlığın bir gereği olarak sağlamıştır. Bu uygarlık hareketi içerisinde, eğitilen Türk ressamları da renk dünyasında sihirli fırçalarını kullanma imkânını bularak, mesleklerinde, takdire layık bir çizgiye ulaşabilmişlerdir.
Saltanat döneminin dar ve tutucu görüşleri içerisinde, birkaç yürekli Türk kızının -Tanrı vergisi olan- kabiliyetlerinin tutkusuyla, eğitimlerini Avrupa'nın sanat merkezlerinde yaptıkları bilinmektedir. Paris'te birkaç karikatürüyle desenleri bulunan Nuriye ile ünlü ressamımız Mihri Rasim bunların ilkleridir. Daha sonra Celile ve Vildan Hanımlar da batı eğitiminden...