| Yazar | : | Ahmet Turan Alkan |
| İsbn | : | 9757352004 |
| Yayın Tarihi | : | 1992 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 224 |
| Ölçü | : | 15,5 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Cedit Neşriyat |
II. Meşrutiyet devri hakkında çalışan araştırmacılar, galiba mütemadiyen hoş bir sürprizle karşılaşıyorlar: Bu, tarihle (yani olmuş-bitmiş olanla) değil, aktüalite ile (olanla) uğraşıyor olmanın şaşkınlığıdır. Bu devrin bütün belli başlı hadiselerini, küçük farklılıklarla günümüzde de tekrarlanıyor bulmak, ilk elde, "A, tekerrür ediyor!" tuzağına davet eder, heyecanlandırır. Hakikatte, Meşrutiyet hadiselerinin, neredeyse aslının aynı izdüşümlerini, Cumhuriyet tarihimizin hemen her yılına -ama bilhassa son yıllara- dağılmış görmek mümkündür. Meşrutiyet zamanlarını tarihçinin nazarında kritik değere ulaştıran şey, onca hadisenin topu topu beş altı yıla sıkışması ve bir nevi "konsantre Cumhuriyet tarihi" manzara"sı kazanmasıdır. Tarihi zaman, nasıl binlerce yılın icmalini beş on santimlik arkeolojik toprak tabakasına yoğunlaştırıyorsa, Meşrutiyet yılları da, kendinden sonraki zamanları anlamaya yarayacak pek çok enstrümanı sinesinde cemetmiş gibidir.
Bu şaşırtıcı benzerliği izaha teşebbüs edebiliriz: Meşrutiyet, şüphesiz Tanzimat'la birlikte devlete ve onun kurumlarına Batı'lı bir şekil ve tarz kazandırma gayretlerinin uç noktasını temsil ediyor. Cumhuriyet tarihi boyunca aynı gayretler, tesir alanını genişleterek devam etmiştir. Meşrutiyet gibi Cumhuriyet de, halkın onaylamasına lüzum görülmeyen, tek yanlı asker-aydın iradesinin mahsulüdür ve daha da şaşırtıcı olan şey ilk defa Tanzimat'la siyasi karar mekanizmalarını etkileme gücüne kavuşan asker-aydın iradesinin mahiyeti ve tabiatı icabı, aktüel zamanlara kadar "yönetilmesi gerekenlere" bakışında bir değişiklik olmamasıdır. Bu kadar fazla faktörün benzeştiği bir tarih kesitinde, insanı aynı suda iki kere yıkandığı izlenimine düşürecek derecede benzerlik ve kesişme bulunmasını tabii karşılamamız gerekiyor.
1877'de ancak 4 ay yaşayabilen Meclis-i Mebusan tecrübesi hariç tutulursa, Osmanlı siyasi hayatında parlamenter meşruti düzen, 1908-1914 yılları arasında hayata geçme imkânı bulabilmiştir. İlkine nazaran hayli kapsamlı uygulamalara sahne olan II. Meşrutiyet dönemi, canlı bir matbuat hayatı, muhalefet partileri ve zengin bir yelpazeye dağılan cemiyetleri ile...