| İsbn | : | 9757479276 |
| Yayın Tarihi | : | 1994 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 74 |
| Ölçü | : | 17 x 23 cm |
| Yayınevi | : | TBBM Milli Saraylar D. Başk. |
Günümüzden yaklaşık yüzeli yıl önce, ünlü Fransız yazarı Lamartine, Ihlamur Vadisini şu sözlerle betimliyordu: "Kendimizi Savoie ya da İsviçre'de, bir orman parçasını ekmiş, düzenlemiş bir çiftçinin topraklarında sanabilirdik. Çakıllar üstünde akan suların şırıltısından, yapraklar arasında kuş cıvıltılarından başka ses gelmiyordu kulaklarımıza. Ne bir duvar görülüyordu ne bir adam, ne bir parmaklık ne de herhangi bir ev, bir barınak... Hele bir saraya benzer hiç bir şey yoktu."
Bugün bu çevre, bütünüyle farklı bir görünümde karşımıza çıkıyor. Kent, yoğun bir yapılaşmayla, çok yakın zamanlara dek Lamartine'in anlattığı görünümü koruyan Ihlamur Vadisi'ni de kıskacı içine almış, gittikçe sıkıştırıyor. Ancak nasılsa korunabilmiş, küçük bir yeşil doku içinde, Ihlamur Kasrı adıyla tanınan ve 19. yüzyıl mimarlığının özgün örneklerinden, mücevher güzelliğinde iki yapı, bu eski ve anılarla dolu mesireyi süslüyor.
Bir 20. yüzyıl kentinin gürültü ve karmaşasından kendilerini çevredeki yüksek duvarla koruyan bu iki yapı, Osmanlı toplumunun günlük yaşamında özel bir yeri olan mesirelerin, saray tarafından da değerlendirilişinin birer simgesi olarak günümüze ulaşmıştır.
Bu yapılar, 19. yüzyıl İstanbul'unun kent dokusu içinde doğaya önem veren yaşam biçimini, doğa insan ilişkisini, konumları, mimarı ve bezeme özellikleriyle de yansıtmaktadırlar.
Tanımlanan çevre üzerinde yoğunlaşan araştırmalar, yapıların inşa edildiği yörenin, bilinen en eski adının, bir kişi adıyla özdeşleştiğini göstermektedir. Arşiv belgelerinden ikiyiz yıl öncesinde Sultan III. Ahmed Dönemi Tersane Emini Hacı Hüseyin Ağa'ya ait olduğu anlaşılan ve 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar da Hacı Hüseyin Bağları olarak tanımlanan bu alan; çok yakınında, hemen karşısında bulunan ve halkın çok rağbet ettiği bir başka yeşil çevreyle bütünleşmekteydi.
Kimi batılıların gravürleri ve kimi tanıklıklar, buranın, halkın yanısıra gezgin muhallebici, dondurmacı, helvacı gibi dönemin çeşitli ticaret erbabı için küçük bir toplantı alanı olduğunu da göstermektedir.