| Yazar | : | Cengiz Bektaş |
| İsbn | : | 9756410248 |
| Yayın Tarihi | : | Eylül, 2003 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 83 |
| Ölçü | : | 14,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Bileşim Yayınevi |
"Mermer" sözcüğü, çoğu dillere olduğu gibi, bizim dilimize de Helenceden kalmış. Marmara Denizi'nin de, Marmara Adası'nın da adları, doğanın armağanı bu billurlaşmış kireç taşından geliyor.
Mermer, Marmara Adası'nda, Afyon'da, Bandırma'da, Ayaş'da, Muğla'da, Yalova'da, Aksihar'da, Kütahya'da, İzmir'de, Denizli'de, Selçuk'ta, Kastamonu'da, Kırşehir'de kısacası Anadolu'nun hemen her yerinde var. Eskiden de, şimdi de en çok Marmara Adası'ndan, Afyon'dan çıkarılıyor.
"Mermer" der demez usumuza hemen Marmara mermeri düşüyor ya, Afyon Şekeri, Afyon'un Kaplan Postu, Afyon'un Gülü deyince de kimse şekeri, postu, gülü düşünmüyor da mermeri düşünüyor.
Çok uzun ömürlü olması, dayanıklı olması, işlenebilir olması, yalıtkan olması, cila tutması ya da parlatılabilir olması önemli... İnsanoğlu bu nedenlerle onu her türlü yapı işinde kullanmış... Som mermerden duvarlar, döşemeler yapmış varsıl olunca... Kolonlar, kirişler, kemerler, kubbeler yapmış... Kapı, pencere söveleri, lentoları, çatı kaplamaları, çörtenler, balkon-pencere korkulukları... Açık ocaklar (şömineler), masalar, silmeler, kapı kanatları bile yapmış, inanmazsanız Ayasofya'ya gidip, galerideki cennet kapısına bir bakın... Biblolar, vazolar, küllükler, çiçeklikler, çeşmeler, şadırvanlar, havuzlar, daha neler neler, gömüt (mezar), hamam deyince mermeri düşünmez miyiz hemen?
Ama en güzeli, "yontu"lar yapmış. (Eski dilde "heykel" deyince de mermerden yontularak yapılanlar usa düştü hep; sanırım bu nedenle heykel sözcüğü yontu sözcüğü ile karşılandı.)
Som mermer kullanabilecek denli varsıl olunmadığında da, ince ince plakalara ayrılıp kaplama olarak kullanılmış: Duvar kaplaması, yer (döşeme) kaplaması...
Mermeri, damarlarına koşut, ya da dikine keserek öyle güzel desenler elde etmişler ki, bakanın gözü okşanır.