| Yazar | : | Turan Karataş |
| İsbn | : | 9786051143941 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 2011 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 187 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Timaş Yayınları |
Hüseyin Siret adı, bugünkü neslin belki de hiç duymadığı isimlerden biridir. Fakat yaşı ellinin üstünde olup da edebiyata, hassaten şiire merakı olanlara sorarsanız, Siret hiç de yabancı bir sima değildir onlar için. Getirdiği yenilikler ve kendine has prensiplede edebiyat tarihimizin bir dönemine adını veren "Edebiyat-ı Cedide" nesli içinde, kimi isimler vardır ki, yaşadığı devirde şöhret sahibi olmalarına karşılık şimdilerde onları tanıyan bulunmaz kolay kolay. Ancak edebiyat tarihlerinde, eskiden basılmış ders kitaplarında görülebilir bu isimler. Hüseyin Siret de bunlardan sadece biridir.
Hüseyin Siret, neslinin öncüsü konumundaki Tevfik Fikret kadar güçlü bir kaleme sahip olmasa da; Cenab gibi yaratıcı muhayyileden nasibini tam alamasa da; o dönemde adı Fikret ve Cenab'dan hemen sonra zikredilen bir şair; ömrünün en verimli çağını sürgünlerde geçiren bedbaht bir muhalif, garip bir Jöntürk'tür.
Tecrübe mahiyetindeki birkaç yazıyı saymazsak, şiirden başka herhangi bir edebi türde karar kılmayan, başka bir deyişle şiirin dışında kalemini işletmeyen Hüseyin Siret, Servet-i Fünun edebiyatının lirik şairi diye anılmıştır. Ne var ki, onun bu vasfı, ölümünün üstünden kırk beş yıl geçmeden unutulmasını önleyememiştir. Uzun bir hayat süren (87 yıl) ve üç döneme tanık olan Siret'in yazdıkları toplandığı zaman fazla bir yekun tutmaz. Bunu, şairin ilhamının kıtlığından çok, tembelliğine bağlayabiliriz.
Bilindiği gibi, bir milletin edebiyat tarihinin tam ve kusursuz bir bütünlük içinde yazılabilmesi için, o milletin diliyle ve belli bir vasatta eser veren her şair ve yazarın hayatının ve eserlerinin ortaya çıkarılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışma, yapılacak tekmil bir binaya bir tuğla koyabilmek amacıyla kaleme alınmıştır.