| Yazar | : | İsmet Gülnihal |
| İsbn | : | 9756491345 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 2004 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 335 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | L&M Yayınları |
İslam Yazısının Kısa Tarihi.
Dünya tarihinin bilinen dönemlerinden itibaren kavimler çeşitli yazılar kat ederek iletişimde yazıyı önemli bir vasıta olarak kullanmışlardı. Yazı bulununcaya kadar geçen zamanda topluluklar öncelikle çeşitli motifleri iletişim/yazı vasıtası olarak seçmişlerdi. Bugün için tarihi değeri oldukça yüksek olan bu araçlar, çeşitli dönemlerde değişkenlik arz ederek gelişim sağlamış, zamana ve ihtiyaca göre ilerlemiş ya da gerilemiştir.
Himyeri, Farisi, İbrani, Rumi, Yunani, Kıbti, Berberi, Endülüsi, Hindi ve Çini gibi yazıları bunlara örnek olarak gösterebiliriz .
Bilindiği üzere Hz. Âdem tarafından başlayan yazı araç ve gereçlerinin kullanımı, belirtilen süreçten geçerek, Hz. Muhammed'e kadar gelmiştir.
Hz. Peygambere ilk vahiyler gelmeye başladığında, bu vahiyler bir taraftan Hz. Peygamberin sadrına nakşediliyor, diğer taraftan da vahiy kâtiplerine yazdırılıyordu.
Vahiy kâtipleri ilahi mesajları, o dönemlerde Mekki şeklinde ifadelendirilen bir çeşit kufi yazı ile en güzel bir halde yazma gayretinde bulunuyorlardı.
O dönemlerde yazılar, tahta kalemler ile deve kemiklerinin üzerlerine, Mısır tarafından getirilen parşömen üzerine, ince ceylan derisi üzerine; is mürekkebi başta olmak üzere, kırmızı ve mavi renklerdeki boyalar kullanarak, hassas bir kuyumcu maharetiyle yazılmaktaydı. Kâğıt bulunamadığı zamanlarda ayet-i kerimeler geniş tahtaların üzerlerine yazılıyor ya da düz taşların üzerine oyulmak suretiyle nakşediliyordu. Hicri ilk asırdan itibaren İslam Yazısı üzerine çalışan sanatkarlara önceleri kâtip, kütlab (katibin çoğulu), verrak ve ardından da hattat denilmiştir.
Sonraki dönemlerde kâğıt çeşitlerinin artmasıyla birlikte, İslam Yazısı'nı kemaliyle yazan kâtiplerin adedi çoğalmış ve kutsi bir sanat izzeti bulunan bu yazı, yüzlerce asırdan süzülerek günümüze kadar ulaşmıştır.