| Yazar | : | Makbule Tatlıyay |
| Yayın Tarihi | : | 1963 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 212 |
| Ölçü | : | 21 x 29 cm |
| Yayınevi | : | Baha Matbaası |
Haydar Tatlıyay, kemanın son teliydi. Ne yazık ki, artık o tel koptu. Şimdi, keman öksüz, eş ve aşina öksüz ve Makbule Hanım öksüz...
Ne diyor şair:
"insan ona derler ki, yaşar hatıralarla... "
Evet, o, artık hatıralarda yaşayan bir insandır. Biz, onu sevenler, ona ve onun gibi maziye intikal eden cümle sanatkâra gönüllerimizin altın tahtında bir türbe yaptık. Besteler, nağmeler ve şarkılardan onlara kefen dokuduk. O, artık isimleri ezelle ebet ufuklarına âşıktan mahyalar halinde gerilen öz musikimizin piri Itri'lerin, Dede'lerin, Nasip Hanım'ların, Gülistan'ların ve Eftalya'ların meclislerinde yine Raks-ı Bedia'yı icra eden bir sihirbaz... Peki, kim bu Nasip Hanım'lar, Gülistan'lar ve Eftalya'lar?. Onlar ki, aşk sultanları, sevda melikeleri ve üftadelerin gül-i ranalarıydı.
Şurasını samimiyet ve halisiyetle itiraf edelim ki, rahmetli Haydar Tatlıyay, musiki tarihine, elleriyle ağlayan bir sanatkâr olarak geçecektir. O, yarım asra yakın bir zaman milletinin hüznüne, hüsranına ve ıstırabına ağladı. Ağlamak, zaten bir sanatkârın ezeli nasibi değil mi? Şu kıt'ayı onun ruhuna bir fatiha olarak okumak suretiyle sözlerime son vermek istiyorum:
"Tarihte selsebil olup çağladılar...
Yıllar yılı nağmeyle gülüp ağladılar...
Nevres'le Haydar, kucakta keman ile ut,
Tarihlerini yay ve mızrapla imzaladılar... "