| Yazar | : | Samet Ağaoğlu |
| İsbn | : | 9758704-044 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2003 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 174 |
| Ölçü | : | 16,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Kitap Yayınevi |
Hayat, bütün ömrünü yalnız toprakta çalışarak geçiren çiftçiden, büronun başında masası, iskemlesi, dosyalarıyla birlikte ihtiyarlayan memurdan, kuşaklar boyu çocuklara hep aynı bilgiyi, aynı ses, aynı jestlerle vere vere (1992) tükenmiş öğretmenden, içinde doğup büyüdüğü milletin, hatta dünyanın kaderinde rol oynamış devlet adamlarına, kumandanlara, sanatkârlara, bilginlere kadar herkes için bir macera. İnsanın iç dünyası ile dış görünüşü, hayallerinde yaşattığı arzu, emel, hasretler ile erişebildikleri arasında, bazen fırtınalarının dalgaları başkalarını da kapan, gürültülü, bazen de içinde yalnız kendisinin bocalayıp çırpındığı sessiz çekişmeden ibaret bir macera.
Sevdiğine kavuşamamanın acısıyla kıvranan gencin duygularıyla, topraktan beklediğini alamayan köylünün hisleri birbirinden ne kadar farklı olabilir. İkisinin de ruh hali aynı; ikisi de çevresini kapkara görür, ikisi de ölmüş ümitlerinin üstüne kapanıp ağlar. Yenilmiş kumandan, halkın sevgisini kaçırmış politikacı, ıslıklanan artist de öyle. Bu bedbahtlık duygularının yanında zafer kazanmış generalin, aradığını bulmuş bilginin, toprak verimi bol çiftçinin mutlulukları da birbirinin benzeri.
Çok tanınmış bir romancıya sormuşlar:
-Eserlerinizin konusunu nasıl seçiyorsunuz?
Cevap vermiş:
-Ben sadece bir konu buldum. Yazdığım hep o. Yalnız boyları, elbiseleri, yüzleri, sözleri değiştiriyorum. Bu tek konu şu: Güzel, faziletli, iyi bir kız, yakışıklı, mert, çalışkan bir delikanlı ile sevişir. Fakat araya bir kadın veya erkek fena insan girer, fitne sokar, kavgalar çıkarır, gözyaşları döktürür. Ama sonunda ya ölür, ya kovulur. Sevişenler de mutluluğa kavuşurlar.
Evet, her insanın hayatı şeytanla melek arasındaki dövüşmenin bir ayrı sahnesi: Değişen, sesler, renkler, dekorlar sadece. Aslında melek de, şeytan da tahtlarını içimizde kurmuşlar. Düşüncelerimize, hislerimize, hareketlerimize kâh biri hâkim oluyor, kâh ötekisi...