| Yazar | : | Atıf Yılmaz |
| Yayın Tarihi | : | 1991 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 216 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19 cm |
| Yayınevi | : | Simavi yayınları |
"HAYALLERİM", yapmayı düşlediğim filmler. "Aşkım", sinema. (Eşim Deniz, sık sık sorar: "En çok hangimizi seviyorsun? Beni mi, sinemayı mı?" Ben hep, 'Sinemayı' derim, o küser.) Gerçekten de kendimi en iyi, en doğru ifade edebildiğim; tam demek zor, ama en çok tatmine ulaştığım ilişkim, sinemayla olan ilişkimdir diyebilirim. (Dile kolay, tam 41 yıl) Karılarımdan, sevgililerimden, arkadaşlarımdan belli süreler sonunda bıktığım, koptuğum oldu. Sinemayla karşılıklı aşkımıza gelince; o pek ölmez ya, ben ölünceye kadar sürecek sanıyorum. Verdiği çok az mutluluğa, bir sürü acıya rağmen.
"Ve Ben"e gelince..." İnsanın kendine dürüstçe yaklaşması zordur biliyorum. Ben dürüstçe yaklaşmaya çalıştım. Tabii bir de dostlarımı anlatıyorum size... Edebiyatçı, ressam, sinemacı, sanatçı dostlarımı. Bazı sonu gelmeyen ilişkilerimi, filmlerimi ve sinema konusundaki pek sıkıcı olmayan düşüncelerimi.
Gazeteci, yazar dostum Mine G. Saulnier, her yaz İspanya'dan tatile geldiğinde anılarımı yazıp yazmadığımı sorar dururdu. Geçen yaz; iyice tepeme binip 'yazacaksın' diye tutturdu. Mine'ye hoşluk olsun diye oturup 5-10 sayfa yazdım. Kahkahalar atarak okuyup bir edebi deha olduğuma karar vermez mi? Aradan iki, üç gün geçmedi. Cumhuriyet Gazetesi'nde anılarımı yazdığıma dair bir haber. 'Tabii, bu da Mine'nin marifeti. Haber çıkar çıkmaz, çeşitli gazetelerden, yayınevlerinden teklifler gelmeye başladı. İş, ciddiye binmişti. Tekliflerin en somutunun, değerli dostum Doğan Hızlan'dan, yani Hürriyet Gazetesi'nden ve Simavi Yayınları'ndan geldiğini burada söylemeliyim. Ve çaresiz yazmaya başladım. Genellikle senaryolarımı ve filmlerimi bir türlü beğendiremediğim eşim Deniz Türkali de, yazdıklarıma hayran kalınca biraz daha heveslendim. 1990 Ağustos'unda başlayan anı yazma maceram, 1991 Mart'ının ortalarında noktalandı: "Hayallerim, Aşkım ve Ben" in isim annesi de eşim Deniz'dir.
Hafızam, kuvvetli değildir. Tarih derseniz hiç hatırlamam. Hayatımda ne günlük tuttum, ne de filmlerimle yaşantımla ilgili bir şeyler biriktirdim...