Haluk Akça
Haluk Akça’nın Galatasaray Lisesi’nden mezuniyetinin 50. yıldönümünde yayılan albümden bir parça:
...Marmaris Ütopyası Galatasaray’ın ardından Brüksel yılları geldi. Spor Mercedes’i altına çekti, orada yeni bir hayat kurdu. İlginçtir, orada da, spor Mercedes’in üzerinde de 6-C’deki gibi yaşadı. Hem arkadaşları (GS’li arkadaşları) ile birlikte hem kendi dünyasında. Okudu etti, her neyse. Geliyoruz Marmaris’e Kepçe Altan (o da bıraktı gitti), Abut, yakın tanıkları... Arap Kemal, Yıldırım, Apartman Mehmet ve başkaları uzak tanıklar olabilir. Ben arkadan yetiştim. Bizim Haluk 1980’lerin başında Marmaris’in “kralı” idi. Öteki tekneciler yan gözle ona bakarak kendilerine rota çiziyorlardı. Kıyı turizme açılmış ama insanlar acemi, ne yapacaklarını bilemiyor. Hepinizin bildiği “Odile” teknesi ile başlayan bir serüven, ardından tekne yapımcılığı ve işletmeciliği... Tekne işinin piri Haluk’un bir ayağı Paris’te... Müşterileri arasında Fransa sosyetesi baş köşede. Rakip firmaların aklı duracak nerdeyse... Şimdilerde milyonlarca insana ekmek kapısı olan turizm sektörünün içinde, teknecilikte Haluk bir öncüdür. Birileri o günleri yazsa... Haluk işletmeciydi ama bildik bir ticaret (alış-veriş) işinden farklı davranıyordu. Adını koymasa da, koyamasa da, arayış içindeydi. Bürokrasiden nefret eder, serbest ortamlarda çalışmayı sever, doğanın içinde olmaktan hoşlanırdı; doğadan adeta güç alıyordu. Büyük kentin kargaşasından, kıran kırana rekabetinden kaçmış, Marmaris’te kendine göre bir dünya kurmuştu. Oxford’da özel halayıklarla eğitebileceği çocuklarını salıverdi sokağa. Her ikisinin de çıplak ayakla yırtık şortla düşüp kalktığını biliyorum. Doğrusunun bu olduğunu hep savundu. Marmaris’i, Bodrum’u çok sevdi. Doğacı Yunan filozoflarının derin etkilerini taşıyordu, diye düşünüyorum. Adını tam koymuyor, teorisini yapmaya çalışmıyor ya da yapamıyordu ama arayışını, kendine göre bir ütopyayı yaşamı boyunca sürdürdü. Çalışkandı, azimliydi ama çok kazanmak için piyasanın kendine dayattığı role razı olmadı. Bildiğini okudu, krallığını sahte krallara bırakmak zorunda kalınca, köşesine çekildi, yaşamını yine bildiği şekilde sürdürdü. Mutluluğu doğada, kendine özgü dünyada, işinde ve arkadaşlarının arasında aradı. 6-C’nin kapısından içeri girerkenki ruh haleti içinde yaşadı. Bu dünyadan bir Haluk geçti...
Cüneyt Akalın
Bibliyografya
Galatasaray Liseli Sıra Dışı Hayatlar - Cilt 10.1 - Turizmciler (oktay Aras, 2024)
...Marmaris Ütopyası Galatasaray’ın ardından Brüksel yılları geldi. Spor Mercedes’i altına çekti, orada yeni bir hayat kurdu. İlginçtir, orada da, spor Mercedes’in üzerinde de 6-C’deki gibi yaşadı. Hem arkadaşları (GS’li arkadaşları) ile birlikte hem kendi dünyasında. Okudu etti, her neyse. Geliyoruz Marmaris’e Kepçe Altan (o da bıraktı gitti), Abut, yakın tanıkları... Arap Kemal, Yıldırım, Apartman Mehmet ve başkaları uzak tanıklar olabilir. Ben arkadan yetiştim. Bizim Haluk 1980’lerin başında Marmaris’in “kralı” idi. Öteki tekneciler yan gözle ona bakarak kendilerine rota çiziyorlardı. Kıyı turizme açılmış ama insanlar acemi, ne yapacaklarını bilemiyor. Hepinizin bildiği “Odile” teknesi ile başlayan bir serüven, ardından tekne yapımcılığı ve işletmeciliği... Tekne işinin piri Haluk’un bir ayağı Paris’te... Müşterileri arasında Fransa sosyetesi baş köşede. Rakip firmaların aklı duracak nerdeyse... Şimdilerde milyonlarca insana ekmek kapısı olan turizm sektörünün içinde, teknecilikte Haluk bir öncüdür. Birileri o günleri yazsa... Haluk işletmeciydi ama bildik bir ticaret (alış-veriş) işinden farklı davranıyordu. Adını koymasa da, koyamasa da, arayış içindeydi. Bürokrasiden nefret eder, serbest ortamlarda çalışmayı sever, doğanın içinde olmaktan hoşlanırdı; doğadan adeta güç alıyordu. Büyük kentin kargaşasından, kıran kırana rekabetinden kaçmış, Marmaris’te kendine göre bir dünya kurmuştu. Oxford’da özel halayıklarla eğitebileceği çocuklarını salıverdi sokağa. Her ikisinin de çıplak ayakla yırtık şortla düşüp kalktığını biliyorum. Doğrusunun bu olduğunu hep savundu. Marmaris’i, Bodrum’u çok sevdi. Doğacı Yunan filozoflarının derin etkilerini taşıyordu, diye düşünüyorum. Adını tam koymuyor, teorisini yapmaya çalışmıyor ya da yapamıyordu ama arayışını, kendine göre bir ütopyayı yaşamı boyunca sürdürdü. Çalışkandı, azimliydi ama çok kazanmak için piyasanın kendine dayattığı role razı olmadı. Bildiğini okudu, krallığını sahte krallara bırakmak zorunda kalınca, köşesine çekildi, yaşamını yine bildiği şekilde sürdürdü. Mutluluğu doğada, kendine özgü dünyada, işinde ve arkadaşlarının arasında aradı. 6-C’nin kapısından içeri girerkenki ruh haleti içinde yaşadı. Bu dünyadan bir Haluk geçti...
Cüneyt Akalın
Bibliyografya
Galatasaray Liseli Sıra Dışı Hayatlar - Cilt 10.1 - Turizmciler (oktay Aras, 2024)