| Yazar | : | Tuğrul Şavkay |
| İsbn | : | 9759818019 |
| Yayın Tarihi | : | 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 249 |
| Ölçü | : | 23 x 31 cm |
| Yayınevi | : | Liber Kültür Sanat Yayın A.Ş. |
Halk mutfağımızı göz kamaştırıcı bir hazineye benzetiyorum. Nasıl böyle söylemeyeyim? Çok ayrıntılı bir araştırmanın sonucunu değerlendiren Burhan Oğuz, sadece Kastamonu iline ait, başka illerin mutfak repertuvarında adı geçmeyen 632 özgün yerel halk yemeği olduğunu yazar. Sonucu bütün Türkiye'ye genellersek, dünyanın başka pek az yerinde görülebilecek bir yemek zenginliğine sahip olduğumuz ortaya çıkar. Türk halk mutfağı ayrıca sayısız yerel yiyeceğin getirdiği zenginlikle de donanmış bulunuyor. Buna bir de pişirme tekniklerindeki çeşitlilik eklenecek olursa, ortaya gerçekten hazine denmeye değer bir kültürel servetin çıktığı açıkça görülür.
Ancak ben, kendimizi de bu hazinenin yoksul bekçileri olarak gördüğümü itiraf edeyim. Bunda elbette insanlardan çok, iletişimin ve ulaşımın Türkiye'ye geç gelmiş olmasının büyük rolü olduğunu düşünüyorum. Batı'nın yüz yıl önce geçirdiği gelişimi biz yeni yeni yaşıyoruz. Ulaşım ve iletişim arttıkça, bu müthiş hazinenin keşfedilmesi de hız kazanacak. Bir de yerel yiyecekler ulusal pazarda boy göstermeye başlarsa, ağzının tadına düşkün olanların bayram edeceğinden hiç şüpheniz olmasın. Bence bu aşama, Türk mutfak tarihine devrim olarak geçecek kadar önemli.
Türk halk mutfağı üzerine eşsiz bir kaynak-eser yazmış olan Burhan Oğuz, Türkiye Halkının Kültür Kökenleri adını verdiği ve tamamını mutfak konusuna ayırdığı eserinin birinci cildinde Anadolu yemeklerinden söz ederken, "Anadolu'nun yemek kitabını yazmak ciltler tutacak bir ansiklopedi düzenlemeye muadil bir iştir. Böyle bir işe kalkışacak değiliz" der. Aslında mutfak konusunda dünyanın önde gelen kültürlerinden birine sahip olduğumuz iddiasını sürdürmek istiyorsak bu işi mutlaka yapmak zorundayız…