| Yazar | : | Frances Kazan |
| İsbn | : | 9789753225304 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 477 |
| Ölçü | : | 11,5 x 16,5 cm |
| Yayınevi | : | Galata Yayıncılık |
Haremin üst katında, öğleden sonra güneşine karşı pancurlar kapatılmış, mağaramsı büyük odalar sessiz. Loş sükûnet, kış sisi kadar yoğun. Bayramın bitiminden beri danslar ve şarkılar sona ermiş, genellikle akşam eğlentileri için kullanılan büyük kabul salonlarının üstündeki küçük salon, paşanın kızı Selime için bir hasta odasına dönüştürülmüştü. Istırap içindeki kocası Edib Bey, Galata'daki bir İtalyan tüccardan büyük bir cibinlikli karyola satın almıştı. Bu yatağın karısının acısını hafifleteceğini ve onu biraz olsun rahatlatacağını söylüyordu. Karyolanın hantal varlığı, haremdeki kadınları sinirlendiriyordu; Selime'nin durumu ağırlaştığı zaman, yatağın lanetli olduğu söylentisi yayıldı.
Boğaziçi'nden esen rüzgâr konağın bulunduğu tepeye kadar ulaştı ve pancurları takırdattı. Pencerenin yakınında bir köşeye büzülmüş yedi yaşındaki Halide, ani gürültüden irkilerek kımıldandı. Öğleden beri orada oturmuş, annesinin uyandığını gösterebilecek bir işaret bekliyordu. Ona vereceği önemli bir havadis vardı; annesini gururlandıracak bir havadis. Ama geldiğinden beri Selime kıpırdamamıştı bile.
Halide, tıpkı kendisinden önce annesi ve büyükbabası gibi, bu odada dünyaya gelmişti. Mutlu zamanların da büyükannesi Fatma Hanımefendi, kemikleri kentin en mukaddes sayılan camiinde muhafaza edilen, Hz. Peygamber'in sancaktarı Eyüb'ün soyundan gelen ailesi hakkında, Halide'ye sürekliliğin önemini anlatırdı. Padişahların yüzlerini Avrupa'ya doğru çevirdikleri ve eski düzenin örgüsünü sökmeye başlayan değişimlerin baş gösterdiği batılılaşma döneminde, aile büyükleri soyun ve geleneğin sürdürülmesine karar verdikleri için, haminnesi, birinci dereceden kuzeni olan Ali Paşa'yla evlenmişti.
Biri, tütsü yakıp pencere pervazına koymuştu; dumanının ince şeritleri kıvrım kıvrım odaya dağılıyordu. Halide, aksırığını tutmaya çalıştı: Büyüklerini irkiltmek korkusuyla, en ufak bir gürültü yapmaya bile cesareti yoktu. Halide'nin babası, muayenehanesi Pera'daki' sefaretin yakınında bulunan bir Alman hekim olan Doktor Hermann von Schlesser'i getirtmişti.