| Yazar | : | Kudret Emiroğlu |
| İsbn | : | 9758457667 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 611 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Dost Kitabevi |
Kuntra' ve 'kazuma' sözcüklerinin tanımları bile bize bir şey anlatmaz:
Kuntra, trinket ve mayıstra yelkenlerinin rüzgâr üstü iskota yakasını mapasına veya kuntra mataforasına bağlamakta kullanılan selviçelerin adı", kazuma ise, "piyantuda vardola ile taban ve fiyapayı birbirine tutturan dikişin adı"dır. Bu denizcilik ve ayakkabıcılık terimlerini bilemeyiz.
Ama günlük yaşamımızda yer eden birçok eşya, gelenek ve âdetin tarihi de karanlık ve bir o kadar da ilginçtir aslında. Üstünde çoğu zaman düşünmediğimiz, bazılarını işlevsel gördüğümüz, bazılarını toplumsal zorunluluk kabul ederek uymaya çalıştığımız, bazıları çocukluğumuzun geri gelmeyecek günlerinden anılar olarak kalan, bazılarına alışmaya çalıştığımız ve bazılarına da tepki duyduğumuz eski yeni eşya, adet ve ifadeler, kişiliğimizi belirleyen, kişisel veya grup olarak kimliğimizi ifade etmemizde birincil derecede rol oynayan, kültür ve uygarlık ürünleridir.
Çoğunu içinde doğduğumuz toplumun doğal öğeleri olarak alışkanlıkla benimsediğimiz, bir kısmının değişimine kendi yaşam süremizde tanık olup tavır aldığımız bu kültürel nimet ve külfetler, toplumsallaşmanın birinci, günlük basamağını oluştururlar. Ve günlük yaşama ilişkin bilinç ve bilginin ana kaynağı görgüdür. Toplumsal katmanlar, ideolojiler, kültürel örgütlenme ve iletişim kanallarının oluşturduğu veya önerdiği bilgi ve tarih bilinci bile, bu konuda alışkanlıkların çizdiği doğallık sınırı içinde kalır. Oysa ortak sanılan değerlerden, herkeste olduğu sanılan eşyaya kadar gerçekte bir yandan büyük bir çeşitlilik varken, bir yandan da bu değerler ve eşyanın kökleri sanıldığından çok daha eski ve evrenseldir.
Coğrafi boyuta örnek olarak mantı, tepsi ve sininin Çin kökenli (Asya'nın öbür ucu), tarihi boyuta örnek olarak Osmanlıca elifba ve Batı dillerinden aldığımız alfabenin, ikisinin de (öküz biçimine benzeterek üretilen ala! - a harfinin adından) Fenike kökenli (yaklaşık dört bin yıllık) olduğunu gösterebiliriz. İpek, porselen, kâğıt, barut, havai fişek, uçurtma, diş fırçası, saat ve daha birçok eşyanın ilk mucitleri de Çinlilerdir ve bunların bir bölümü doğrudan Çin'den, bir bölümü geliştirildikten sonra Avrupa kanalıyla ülkemize gelmiştir.