| Yazar | : | Nurer Uğurlu |
| İsbn | : | 9789757651888 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 2011 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 153 |
| Ölçü | : | 17 x 24,5 cm |
| Yayınevi | : | Örgün yayınevi |
Padişahların, Türk kızlarıyla evlenmeleri II. Bayezid döneminin ortasından başlayarak kalkmış, cariyelerle evlenmesi, ilişki kurması gelenek olmuştur. Üç padişah (II. Osman, İbrahim ve Abdülmecit) nikâhla Türk kızları almışlarsa da bu gelenek, hanedanın kaldırılmasına kadar sürmüştür. Nasıl devşirilen erkek çocukları, orduda ve yönetim aşamalarında yükselmek olanaklarını elde etmişlerse, hareme alınan cariyeler de güzellik ve zekâlarına göre usta, kalfa, ikbal, kadın efendi ve valide sultan olmuşlardır. Osmanlı hareminin ve hanedanının temelini XV. yy'dan sonra cariyeler oluşturmuştur.
İlk zamanlarda savaşılan uluslardan saraya cariyeler alınmıştır. Genişleme zamanında çok tutsak alındığı için, bunların güzelleri hareme alınır, diğerleri satılırdı. Bu arada Çerkez, Gürcü ve Rus köleler satın alınarak hareme girmişlerdir. Çünkü çok eski çağlardan bu yana Çerkez güzellerin doğu ülkelerinde büyük ünleri vardı. Bu nedenle, Kafkasyalı kızlar, Osmanlı Beyliğinin kuruluşun başlayarak hareme alınmışlardır. XVII. yy.'dan sonra, harem kadınlarının büyük çoğunluğu Kafkasyalı cariyelerdi (Bk. M. Çağatay Uluçay, Harem II, Ankara,1992).
Kölelik kurumu, tarihin çok eski dönemlerine kadar uzanır. Eski Çağda köle ticareti çok geniş bir çevreyi kaplardı. Doğulular, beyaz kadınlardan, batılılar da esmer tutsaklardan hoşlanırlardı. Bu dönemin bütün büyük şehirlerinde tutsak pazarları vardı. Tutsaklar, burada satılırdı. Eski Mezopotamya, Yunanistan, Roma ve Mısır'da hemen hemen bütün işler tutsaklar aracılığıyla görülürdü.
İslamiyetten önce, Araplar da tutsak ticaretiyle uğraşırlardı. Hz. Muhammed, İslamiyetten sonra bu durumu ortadan kaldırmadı. Savaşta tutsak edilenlerin, parayla satın alınanların tutsak olduklarını ilan etti…