| Yazar | : | Hasan Yılmaz, Nihat Kaşıkçı |
| İsbn | : | 9758971824 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 181 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | Kesit Tanıtım Ltd. Şti. |
Göçler, millet ve topluluklar arası medeniyet ve kültür nakillerini de beraberinde getirdi. Göç eden insanlar, kendi kültür ve medeniyetlerini, hayat alanı olarak seçtikleri yeni topraklara taşırken; girdikleri yeni medeniyet dairesinden de büyük ölçüde etkilendiler. Bu anlatım, tarihinin büyük bölümünü göçlerle geçirmiş olan Türk milleti için de geçerli. Orta Asya coğrafyasından çıkan Türkler, kendilerine ait kültürel motifleri; batıda Tuna sahillerine, doğuda Kore'ye, güneyde Hindistan'a ve kuzeyde Sibirya'ya kadar taşıdılar. Fakat aynı zamanda, hem göç sırasında temas ettikleri hem de yerleştikleri coğrafyada karşılaştıkları kültür formlarından da etkilendiler. Söz konusu etkilenmenin en belirgin örneklerinden biri, Türklerin islam dinini kabul etmesidir. Bu döneme ilişkin tarih biraz dikkatle incelendiğinde, Türklerin islam inancıyla tanışmasının, büyük ölçüde göçler sırasında olduğu görülecektir. Anayurtlarında meydana gelen, gerek tabii şartlardaki değişiklikler, gerekse komşu milletlerin zorlamasıyla vuku bulan çeşitli sıkışmalar sebebiyle, kitleler halinde batıya göç eden Türkler, tam da bu sıralarda doğu istikametinde genişlemeye çalışan Müslüman Araplarla karşılaştılar. Bu temasın doğurduğu geniş etkileşim, Türklerin büyük kitleler halinde islamIaşması sonucunu doğurdu.
Türk göçleri hakkında bilinmesi gereken, fakat üzerinde hemen hemen hiç durulmayan bir nokta, göç olayının birden bire ve kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleşmediği; aksine, çok uzun dönemli zorlamaların etkisiyle ve asırlara yayılan bir süreç içinde meydana geldiğidir.
Hiçbir Türk boyu, Orta Asya'daki hayat alanından kalkıp, birkaç ay veya birkaç yıllık bir yolculuktan sonra Anadolu'ya veya dünyanın başka bir yerine ulaşmadı. Tersine, çıkılan bu yolculuk yüzyıllar boyu sürdü ve bu sırada, en azından birkaç nesil değişti. Bu göçler sırasında büyük felaket ve acılar da yaşandı.
Doğaldır ki; hiçbir topluluk, kendi hayat alanına, yabancı toplulukların gelip yerleşmesini ve hükmetmesini hoş karşılamaz.