| Yazar | : | Mustafa Armağan |
| İsbn | : | 9789756065518 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 280 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Ufuk Kitap |
OSMANLI ADASI'nın önce zihinlerimizde gerili olduğu çarmıhtan kurtarılıp indirilmesi gerek. Kabul edelim ki, çapımıza sığmayan, fazla gelen, ateşteki tencere gibi kenarından sürekli taşan bir tarafı var bu adanın. Çapını 777 bin kilometrekare içerisinden algılamaya çalışmak, cüssesini Anadolu platosuna sıkıştırarak anlatmaya kalkmak, sırtına modern şablonlar yüklemek, efsanedeki zalim Prokmst gibi o görkemli tabloyu kırpıp fakir dolaplarımıza tıkmak anlamına gelir. Prokmst da, tıpkı bizim gibi, standart ebatlardaki yatağına, uzun boyluların bacaklarını kırarak, kısa boyluların da gövdelerini uzatarak yatırmıyor muydu?
O engin, rengin ve zengin coğrafyanın sadece bir paftasında yaşadığımızı kabul edelim. Yunanistan'dan Cezayir'e, Yemen'den Moldova'ya, Mısır'dan Gürcistan' a kadar onlarca devlet ve millet onun harita parçaları üzerinde ikamet etmesine rağmen beyinler, tasavvur kabiliyetleri, algı eşikleri, bu kayıp atlasın bütününü kavramaktan aciz hale getirilmiş. Bu yüzden o bütüne yönelik her anlama çabamızda ister istemez kendimize benzettiğimiz bir 'karikatür' fırlıyor masamıza.
"Osmanlı mucizesi" denilince, Macaristan'daki sarıklı kadıdan tutun da Somali'deki esmer fellaha, Cezayir'deki ak sakallı deniz gazisinden Adriyatik'teki tecrübeli Raguzalı tüccara, Selanik'teki bıyıkları yeni terlemiş Mevlevi müridinden Süleymaniye'de çalışan Kayserili taşçı ustasına ve hem musiki, hem de hat sanatlarının ikisinde birden zirveye çıkabilen ama bütün şöhretini dervişlik karşısında bozuk para gibi harcamaya hazır Kazasker Mustafa İzzet Efendi'den son mahyacı Abdüllatif Efendi'ye, kaliteli musiki meşk etmek ve dinleyerek gönlünü ferahlatmak için Mevlevihane'ye giden Nikoğos Ağa'dan neyiyle Chopin'den parçalar döktüren Hüseyin Fahreddin Dede'ye kadar yatay ve dikey dilimler halindeki milyonlarca isim ve resim ile onlarca neslin terlerinden dikilen muazzam bir elbiseyi kastediyoruz.
Bu engin coğrafyada yaşayan rengârenk halklar hangi maharetle idare ediliyor, bu denli farklı soydan insan ve cemaat ne tür bir sihirli tutkalla tutturuluyor, hangi sırlı kazanda karıştırılıp onlardan bugün hayran kaldığımız ürünler fışkırtılıyordu?