| Yayın Tarihi | : | 1994 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 51 |
| Ölçü | : | 21 x 29,7 cm |
| Yayınevi | : | Kültür Bakanlığı İstanbul Türk ve İslam Eserleri M |
Siyasal, ekonomik ve medyatik iletişimin egemenliği altındaki dünyada insanlar ve toplumlar arası ilişkilerin ne denli yıprandığını ya da yok olduğunu düşünüyor ve konuşuyoruz. Bu ilişkilerin düzelmesi olanaksız gibi geliyor, bize. Geçmişte bu ilişkiler çok mu iyiydi? En azından, bu ilişkilerin oluşması için belirli bir zaman, bozulması için de belirli bir zaman gerekliydi; bu, bilginin, haberin ulaşması için gerekli olan zamana bağlıydı. Zaman kısaldıkça ve ilişkilerin kurulması ile bozulması için saniyeler bile yeterli oldukça, bu ilişkiler anlamlarını yitirdi. Bugün, bu ilişkileri nasıl yeniden düzelteceğimizin yolunu bulmamız gerekiyor.
İnsan ve toplum ilişkilerini belirleyen olumsuz etkenler karşısında, geleneksel iletişim aracı olan sanat anlamını hala koruyor, çünkü sanatçılar yapıtlarını belirli bir zaman kullanarak üretiyor ve bu yapıtların zaman içinde birikerek etki yapmasını istiyor ve yine belirli bir zaman içinde ülkeden ülkeye gezmesini istiyor. Sanatçı, insan yaşamının zamansızlığa kurban edildiği yüzyılın sonunda, ölümsüzlüğe oynamayı sürdürüyor. Yapıt, zamanın karşısına dikiliyor ve varlığını sürdürebiliyor.
Sanatçı, yaratıcılık eylemiyle zamana müdahale ederken, büyük ölçüde geçmişle uğraşıyor. Dünya kültürünün bütünlüğünü bozmadan, seçimini yapıyor, bugün ile bağlantılarını kuruyor ve bireşim önerilerini ortaya koyuyor. Sanatçı, herşeyden önce yaşadığı çevrenin kültürüne ve bu kültürün dünya kültürü ile bağlantılarına yönelir. Hele, bu çevre Venedik ve İstanbul gibi, hem tarihte hem de bugün sürekli ilişki içindeyse, bu bağlantılar sanatçı için bir hazine gibidir. Bu iki kent, bütün tarihi, mimari ve kültürel dokusuyla günümüz sanatçısına yön verebilecek güçtedir.