| Yazar | : | İlhan Mimaroğlu |
| İsbn | : | 9758434276 |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 276 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Pan Yayıncılık |
Sabah denize gideceğiz, her günkü gibi. Öğleden sonra İstanbul'a ineceğiz. O günlerde İstanbul'a inilirdi. Bugün de iniliyor sanıyorum. Başka yerlere inilmez. Adalara inilmez; Kanlıca 'ya inilmez; Tarabya'ya inilmez. İstanbul'a inilir. Merdivenden aşağı değil; yokuştan aşağı da değil. Vapura binip inilir İstanbul'a. Biz de o gün vapura binip İstanbul'a ineceğiz gene.
Önce deniz. Sandaldayız. Moda koyunun ortasında. Denize girmişiz, çıkmışız, gene girmişiz. Vapura binip İstanbul'a inmenin sırası gelmiş gibi. Derken Fenerbahçe'nin oralarından yandan çarklı görünür. Haydi! Asılırız küreklere. Çıkarız kıyıya. Yandan çarklı Kalamış'a yanaşmak üzeredir. Oradan Moda İskelesi'ne gelecek. Yetişmeliyiz. Koşarız evlerimize. Deniz kılığından İstanbul'a inme kılığına gireriz çabucak. Fırlarız evlerimizden. İskeleye inen yokuşun başındayız. Vapur Moda iskelesine yanaşmış bile. Kalkıp gidecek neredeyse. Haykırırız iskele memuru Kenan Bey'e: Geliyoruz, geliyoruz. Tut vapuru. Kenan Bey tutar vapuru biz koşup yetişene değin. Soluk soluğa atarız kendimizi vapura. Modada iskele hep oradaysa da İstanbul'a inmeye vapur yok artık. Çarkı yandan olmayan bile. Denize girmeye gelince, o eylemi göze alan kahramanlara pek seyrek rastlanıyor.