fulya ataman

120. Dönem: Yanımızda Fulya ablamız var. Onun da çok enteresan bir tanıdığı varmış geldiğinde okula hemen onunla başlayalım. Kim vardı abla?
Fulya: Babam Nihat Ataman aşagı okulda öğretmendi. Zaten Galatasaray Lisesi’ne kız alınacağı söylendi, söylenildigi zaman biz ailece çok mutlu
olduk ve imtihana girdik. Diğer çocuklarla beraber ama o zaman tabii ben farkında değilim böyle özel bir durum oldugunu. Kazanıp okula girdikten
sonra Galatasaray Lisesi'nin ne kadar farklı bir yer olduğunu anladım. Sadece eğitim olarak değil. Çünkü lisanı ve bilgiyi başka yerlerde de
alıyorsunuz. Ama burası size o kadar farklı şeyler veriyor ki bunu zaman içinde anlıyorsunuz. Hem aileden Galatasaraylısın hem okul olarak çok
değişik. Biz burada eğitim aldık. Nedir derseniz bir kere gerçekten arkadaşlık bizim kız ve erkek olarak bilmiyorum diğer arkadaslarımın ne
söyleyeceklerini, kızlar ve erkekler arasında cinsiyet farkı yoktu. Yani ben o şekilde okudum. Fortune, Şebnem nasılsa benim için Can, Doğan, Cem
aynıydı yani cinsiyet yoktu ve hala da o şekilde. Yani çok degisik bir ortamda biz cinsiyetsiz olarak kardeş olduk. Evet kardeş olarak çeşitli
espriler yapıyorduk. Yani bugün ailenizle ve eşinizle paylaşamadıgı şeyleri esprileri bu arkadaşlarınızla paylaşıyorsunuz.
120. Dönem: Peki okuldan içeri girdikten sonra ne zaman gelmiştin okula?
Fulya: En son oy kullanmaya geldim. Benim bir yakınım var. O ne yazık ki Galatasaray değil ama o da baska bir Fransız lisesinde okudu. Benden
etkilendi. Simdi o Fransa’da ama onun okulundan dolayı burayı bir sene boyunca ziyaret ettik.
120. Dönem: Peki kardeşlerle ilgili bir anı var mı okulda?
Fulya: Tabii sonsuz anımız var ama şimdi burada anca ilk girdiğim seneyle ilgili bir anımı anlatayım. Çok çocuksu yani oradan okulumuzun ne kadar farklı bir eğitim verdigini anlayabilirsiniz. O zamanalar ben çok zayıftım ve yemek yemezdim. Mızmızlık her öğlende böyle didiklerdim ama az da olsa yerdim. Fakat bir tek yemeği, pırasa yemeği yemezdim. Boğazımdan geçmez, inmez asağıya. Yemek yemeyen çocukları da asağıda cezaya bırakırlardı, ögle tatili cezası. Yine bir öğlen pırasa çıktı iki de erkek öğrenci var yine biz bakıyoruz. Dışarıda da nasıl güzel bir hava herkes oynuyor koşuyor. Ne
yapalım biz böyle bakıyoruz. Aşağı Okulda da demir parmaklıklar vardır hapishane gibi. Sonra artık hangimizden çıktı fikir bilmiyorum üçümüz birden “Tamam dedik böyle yapalım” dedik “biz aykırı bir şey yapmadık kurallara karşı gelmedik niye bize bu cezayı veriyorlar, bizi dışarı çıkaramıyorlar” diye aşağı okulda hala vardır herhalde burada da vardır, boynu uzun tombilik sürahiler vardı, yemediğimiz bütün yemekleri ve diğer çocukların yemek artıklarını bütün orada ne kadar sürahi varsa içine doldurduk. Bunları yaparken de eğlenerek, gülerek yaptık. Orası hani filmlerde olur ya yemek artıklarından berbat bir yer oldu. Bize disiplin cezası verdiler mi: Hayır vermediler. Bunun üstüne ondan sonra da yemek cezası yapmadılar, kaldırdılar yemek cezasını. 
120. Dönem: Devrim mi yaptınız yani?
Fulya: Neyse artık siz ne diyorsanız adına. Ondan sonra bir daha ben de öteki çocuklar da yemek cezasında kalmadık.
DİKKAT!
İstanbul Kitapları (7654 kitap)
ve
Osmanlı Kitapları (2586 kitap)
Koleksiyonları satılıktır.
Çok kıymetli ve nadir kitapları da kapsayan bu
Koleksiyonları almak isteyenler
İletişim paragrafından lütfen mesaj gönderin...