| Yazar | : | Sedat Simavi |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 124 |
| Ölçü | : | 12 x 16,5 cm |
| Yayınevi | : | Yedigün Neşriyatı |
Necile Perapalas'ın önüne geldiği zaman biraz durakladı ve korkak adımlarla otelin kapısından girdi.
Büyük hol cesaretini büsbütün bozacak derecede sessizdi.
Elleri arkasında, azametli tavırlarla bir yukarı, bir aşağı dolaşan kapıcıya yaklaştı ve:
- Haydar Naci beyefendiyi görmek istiyorum, dedi.
Kapıcı, bu, çekingen kızı sanki daha ziyade aşındırmak için cevap vermeden karşı taraftaki duvarda asılı olan dahili telefonun ziline bastı ve çetrefil bir Türkçe ile sordu:
- İsminizi söyleyiniz, soralım.
Necile, Şam işi sedef kakmalı şekilsiz ve zevksiz eşyalarla dolu büyük salonda Haydar Naci beyi bekliyordu.
- Salonda beklesinler, geliyorum, şeklindeki talimat tebliğ edileli tam yarım saat olduğu halde Tokyo sefareti müsteşarı Haydar Naci beyefendi henüz görünmemişti.
Haydar Naci bey, erken yatmış olmasına rağmen o sabah uyuya kalmıştı.
Oda hizmetçisi kapısını vurarak bir ziyaretçinin geldiğini haber vermeseydi daha da uyuyacaktı.
Kol saatine baktı ve yüzünü buruşturdu.
Tokyoya götüreceği daktilo namzedinin bu kadar erkenden gelmesine adeta canı sıkıldı.
Aşağıya haber gönderip ziyaretçinin iki saat sonra gelmesini bildirerek tekrar uykuya dalmak istedi. Fakat gece unutarak açık bıraktığı elektrik lambasından inen kuvvetli ışık gözlerini kamaştırmış, zaten bölünen uykusunu büsbütün kaçırmıştı.
Yatağında doğrulduğu zaman, karyolanın karşısına tesadüf eden büyük tuvalet aynasında kendisini gördü ve beğenmedi. Çok güzel desenli ipekli pijamasına rağmen sempatik değildi. Hele platin kaplı ön dişleri gülüşüne O kadar bariz bir çirkinlik veriyordu ki...