| Yazar | : | Feridun Ergin |
| Yayın Tarihi | : | 1940 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 162 |
| Ölçü | : | 14 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Semih Lütfi Kitabevi |
Cihan efkârı umumiyesi de 1939 harbinin kurbanları arasında sayılabilir. Fransız hezimeti muharipler kadar bitarafları da şaşırttı. Tarihinin hiçbir çağında Milli Müdafaa için bu kadar hazırlık yapmamış olan Fransa harbe kazanmak için girmişti. Halk, dahilde sarfedilen gayretlere şahit olmuş ve derecesini, yüklendiği mali mükellefiyetlerin ağılığı ile ölçebilmişti. Şartların 1914 den daha iyi, şansın daha kuvvetli olduğu zannediliyordu.
Yalnız, Almanya hakkında yanlış kanaatler beslenmekte idi. Fransız; İngiliz, Amerikalı ve Almanlardan az seyahat eder. Ana vatan dışını iyi tanımaz. Bilhassa Almanya üzerindeki fikirlerinde kasdi bir cehalet göze çarpar. Kendi memleketini iyi kontrol etmesine mukabil Rhin'in karşı sahiline dair edindiği malumat matbuat ve radyo haberlerinden ibarettir.
Fransız halkı günlük politika hareketleriyle yakından alakadardı. Demokrat bir memlekette siyaset umumi kanaatlerin alacağı istikamete bağlıdır. İktidar mevkii, imtiyazlarını muhafaza için, halkı tatmin etmek ve sükûnet içinde yaşatmak mecburiyetindedir. Hükümetlerin, parlamento hayatının gailesini arttırmak korkusuyla, istikbale ait tedbirlerin müzakeresini tehir ettikleri vakidi. Halk propagandaya maruz kalıyor, hakikati olduğu gibi göremiyordu. Fransa'nın cihan efkârı umumiyesi üzerindeki tesiri, Fransızlarla beraber bütün dünyayı da yanlış telakkilere sürüklüyordu. En basit radyo haberlerinde bile Fransız ajansına Alman ajansından daha kolay inanılıyordu. Zira Fransız uydurma haber vermiyor, propagandasını hakikati tevil, tefsir veya kısmen saklamak suretiyle inandırıcı bir şekilde yapıyordu.
1939 senesi yaz mevsiminde, Danzig ve Koridor meselesinin doğurduğu buhran had safhasına eriştiği zaman bile, zahiri endişelere rağmen, ortalıkta ümit ve nikbinlik havası esiyordu. Fransa ve İngiltere'nin almakta oldukları ciddi tedbirlerin mukabil tarafı ihtiyata sevkedeceği düşünülüyordu. Umumi kanaat demokrasilerin çok kuvvetli oldukları ve bunun harbe mani olacağı merkezinde idi.
Bu fikir bitaraf devlet adamlarına dahi sirayet etmişti.