| Yazar | : | Besim F. Dellaloğlu |
| İsbn | : | 9789754686838 |
| Yayın Tarihi | : | 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 141 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Say Yayınları |
| Bahsi Geçen | : | Besim Dellaloğlu |
İnsanın yaşamını aydınlatmasında başvurduğu bir araç olarak sanat nedir? Bir yandan sanatçının içselleştirdiği yaşam tarzlarını yapıtında görünür kılması, öte yandan bu yapıta yönelen bir bakışın oradan yaşamın kendisine çevrilmesi, yapıttan edinilen kazanımla yaşamın kavranması, sanatçı ile sanatın alımlayıcısının yapıtta ve yaşamda buluşması anlamına gelir. Sanat yapıtı, kendisinden yaşama bakılan penceredir. Sanatla buluşan yaşam, aydınlanmış yaşamdır.
Yapıtın yaşamı görünür kılması, onu yansıtması değil, tersine dünyanın yapıt olması demektir. Sanat yapıtı olduğu için dünya vardır. Yoksa biz, dünyayı nerede görecektik? Çevremizde gördüğümüz, tek tek insanlar, ağaçlar, taşlar vb.'dir; dünya değil. Onlar dünyanın parçalarıdır. Bu, doğru. Ama biz dünyanın bütününü görmek istiyorsak, bunu bize sanat sağlayabilir. Dünya bizim ruhumuzdadır. Sanatsal yaratma, onu görünür kılmanın başlıca bir yoludur. Bu yaratma etkinliğini hiç kimse bilemez; bilseydi, bu bilgiyle sözümona sanat yapıtları üretilirdi; tıpkı herhangi bir işlikteki üretim gibi. Ama bu yaratma etkinliğinin ürünü olan sanat yapıtı, her zaman bilgi nesnesi olmuştur.
O halde, sanat yapıtının bilinmesi, hangi tarz bir bilgidir? Sanat yapıtını bilmek ne demektir?
Doğabilimsel bir bilgide nesne, bilen öznenin dışında bir şeydir, ona yabancıdır. Burada nesne hakkında sahip olunan hipotezin doğrulanmasının deney yoluyla araştırılması söz konusudur. Ama sanat yapıtı ne bu tarzda bilinecek yapıdadır; ne de o, karşısında estetik tavır alacak özneye yabancı bir şeydir. Yapıtın burada özneden beklediği, tat alınmak ve anlaşılmaktır. Bunun için de öznenin nesneyle yakınlık kurması, onu kendi dünyasına katması gerekir. Artık ortada hiçbir yabancı yoktur. Sanat yapıtını bilmek, ona konulmuş olan yaşamsallığı oradan çıkarıp anlamaktır. Bu da Dilthey'gil bir yorumlama sorunudur. Doğabilimsel nesnenin kendisinin bir anlamı yoktur. Olsaydı, o anlamı ona metafizik bir öznenin koyduğu varsayılacaktı. Oysa sanat yapıtı anlamlı bir nesnedir. Onun anlamını ona koyan da onu oradan geri alacak olan da insandır.