| Yazar | : | A.Ateş, B.İorga, P.Wittek, H.Dağtekin, F.Babinger, S.Yerasi. |
| İsbn | : | 9758719629 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2003 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 192 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Gelenek Yayıncılık |
Burada meşgul olacağımız yarım asır bir bozgunla, yani tarihinin ilk parlak devrine ulaşan Osmanlı devletinin en çok geliştiği bir zamana tesadüf eden 1402 Ankara bozgunuyla başlar. Osmanlı Devleti bu yüzden dağılmak ve ortadan büsbütün kalkmak tehlikesine uğradı. Vaziyetin bu felaketten evvelki halini alması için hezimeti takip eden elli senenin hemen hemen yalnız bu işe hasredilmesi lazım geldi. Fakat sonunda öyle bir muvaffakiyet kaydedilmiştir ki, bunun Osmanlı tarihindeki önemi ne kadar büyütülse abartılmış olmaz. Bu başarıdan maksadım İstanbul'un 1453'de fethidir. Bir fetihle neticelenen bu yarım asır, aynı zamanda, Osmanlı Devleti'nin bir imparatorluk haline gelmesi ile de neticelendi.
Osmanlı Devleti, XIV'üncü asrın başında inkişaf etmeğe başlamıştı; bu inkişaf ilk zamanlar ağır ağır fakat hiç hızını kaybetmeden, sonraları da Gelibolu'ya yerleşme tarihi olan 1354 tarihinden itibaren gittikçe sıklaşan bir ilerleme ile olmuş ve nihayet 1389'da Balkan devletleri direnişinin Kosova'da son defa kırılması üzerine, asrın son on senesi zarfında öyle esaslı ve sürekli gelişmeler kaydetmiştir ki, bütün bu işlerde amil olan Bayezid I'e "Yıldırım" unvanını kazandırmıştır. Adriyatik ve Tuna'dan Toros ve Fırat'a kadar uzanan ülkelerin hemen hepsini içeren Bayezid'in bu devleti daha Ankara bozgunu arifesinde bile hemen hemen bir imparatorluk manzarası arzediyordu; bunun böyle olduğunu Osmanlıların cesur hükümdarı da anlamıştı. Modern tarihçiler de Osmanlı imparatorluğu'nun kuruluşu hakkındaki tetkiklerini Ankara muharebesinde, hatta daha bile evvel kaparlar. Fakat gerçekte, Ankara muharebesiyle yıkılan, bir imparatorluk rüyasından başka bir şey değildi:
Doğrusu bu, peygamberlere has bir rüyadır; fakat vaktinden çok evvel görülmüştü. Bu rüyanın tahakkuku ile ortaya çıkan meselelerin hepsi halledilmeğe muhtaçtı ki bu vazife, gelecek yarım asra düşmekte idi. Ele aldığımız devri kapatacak olan, İstanbul gibi muhteşem bir şehrin fethi, bu vazifenin yerine getirilmiş olduğunu gösteren bir alamettir...
Paul Wittek