| Yazar | : | Doç. Dr. Sibel Özel |
| İsbn | : | 9789752551855 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 176 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | IQ Kültür Sanat Yayıncılık |
Fener-Rum Ortodoks Patrikhanesinin ekümeniklik iddiası ve Heybeliada Ruhban Okulu meselesini ele aldığımız bu çalışma her türlü siyasi görüş, slogan ve klişenin ötesinde hukuk kuralları temel alınarak hazırlanmıştır. Bu eserin çıkış noktası laik, demokratik ve hukuk devleti olan Türkiye'nin kendisine dayatılan talepleri kabul etmek zorunluluğu var mıdır sorusuna aranan cevapta yatmaktadır.
21. yüzyılın bilgi toplumunda bilgiye ulaşmak çok kolay olmakla birlikte, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların açıklamaları, yayınları ve sloganlarıyla çevrelenmek de aynı şekilde mümkündür. Bu durumda gerçeğin üstü örtülmekte, kavramların içi boşaltılıp hükümsüzleştirilmektedir. Bu sayede insanların gerçeğe ulaşma ve bilgi edinme hakkı ellerinden alınmakta; anlamı ve içeriği çarptırılmış moda terimlerin insanların bilinç düzeyini etkilemesi ve siyasi dayatmalara karşı çıkma cesaret ve bilgisine sahip olmaları engellenmektedir.
Patrikhanenin ekümenikliği meselesi Ortodoksların iç işi olarak gösterilmekte, Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılması meselesi de azınlık hukuku, din ve vicdan özgürlüğü, din adamı yetiştirme özgürlüğü başlıkları altında ele alınmaktadır. Bu noktada talepleri yerine getirmeyen Türkiye Cumhuriyeti devleti hem iç hem de dış kamuoyunda dini özgürlüklere tecavüz eden, azınlıklara baskı uygulayan bir ülke olarak gösterilmektedir. Her dönemdeki Hükümet yetkilileri de bu noktada iç ve dış kamuoyuna gerçekleri açıklama yerine, iddialara karşı sessiz kalmayı ya da oyalama siyaseti gütmeyi tercih etmektedir. Oysa bu meseleler siyasi sonuçları olsa da hukukidir. Patrikhanenin ekümenikliğini kabul etmenin hukuki sonuçları vardır. Aynı şekilde Heybeliada Ruhban Okulu'nun da uluslararası teoloji üniversitesi olarak doğrudan Patrikhaneye bağlı olarak açılması talebi kesinlikle hukuki bir meseledir. Bu nedenle ulusal ve uluslararası hukukun buna izin verip vermeyeceği tartışılmalıdır…