| Yazar | : | Adnan A. Onart |
| İsbn | : | 9755331654 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 1996 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 91 |
| Ölçü | : | 12,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | İmge Kitabevi |
| Bahsi Geçen | : | Adnan Onart |
Adnan'ın, yirmi yıla yakın bir süre önce yazdığı, bu cilt içinde ancak şimdi bir araya gelen bu metinlerden sonra başka hiç birşey yazmamış olmasını düşünmek istemiyorum; çünkü ilk yayımlanışlarında, dostluğumuzun ötesinde, felsefede de hısımlığımız olduğunu görmüş, burada sondeğini haline gelen yazıyı yazmıştım.
O zamanlar (70'li yılların sonları) Ankara'da (yani, taşrada), küçük ama yoğun (yeğin?) bir kültür (bilinçli işleme) odağı oluşmaktaydı: düşünen, üreten ve alttan alta, İstanbul dükalığına direnen bir odak... Sonra, bu odak (12 Eylül sonrası) dağıldı; ögeleri, şu ya da bu biçimde değişime uğrayarak, dükalığa aktarıldı. Bu süreç içinde, Adnan da ben de, akademik felsefeyi terkettik. O, kendi üslubunca, sessiz-sedasız; ben, kendi üslubumca, paldır-küldür; ama ben, ek olarak yalnızca şehir değiştirirken, o, ülke - yani dil - de değiştirdi. Böylece, bu metinleri yazıldıkları biçimiyle bir araya getirip burada yayımlama yükümlülüğü, bana kaldı. Ankara'da yayımlanmaları, ikimiz için de özel bir (er) anlam taşıyor olmalı.
Bunca 'rötar'la bir araya gelmeleri ise yalnızca benim savsaklayıcılığımdandır. Ama yıl hesaplarının ötesinde, Türkçede yapılmış felsefe gözönüne alınırsa, 'gecikmiş' değil; tersine, belki fazlaca 'erken gelmiş' bile sayılabilir, bu ciltteki yedi metin. Bu metinlerde - öyle ummak, değil; öyle umulabileceği konusunda ipuçları görmüş olmak, istiyorum -, bugün felsefeye (çünkü - dolayısıyla) yaşam sorunlarına Türkçe içinden yaklaşma gereksinimi duyan, duyacak olan, (bizden sonraki) kuşaklar, çabaları için ipuçları görebilecekler.
Adnan ise metinlerinin buradaki biçimini ancak yayımı aldıktan sonra görecek; bu biçimden, yalnızca ben sorumluyum.
Belki, yayımdan önce görüşebilseydik, bu cildi, içindeki (hemen) her metinde adı geçemeyen; izleri ise boydan boya geçen, Bilge Karasu'nun anısına adamak üzerinde anlaşırdık. Bu da, o zaman, yalnızca benim sorumluluğumda olmazdı...