| Yazar | : | Mustafa Armağan |
| İsbn | : | 9786051142227 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 191 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Timaş Yayınları |
Son zamanlarda zihnime üşüşen soğuk fikirlerden biri şu: Ölülerden ne istiyoruz? Haklarında yüzyıllar sonra kavga etmekten ve arkalarından bunca laf üretmektense onları son uykularında rahat bırakmak daha saygıdeğer bir tutum olmaz mıydı? N eden bu kadar yoruyoruz ki onları?
Mesela 2010 yılı Mayıs ayı itibariyle doğumunun üzerinden tam 578 yıl, ölümünün üzerinden ise tam 529 yıl akıp geçmiş olan Fatih Sultan Mehmed gibi tarihi bir şahsiyetten neden söz etmek ihtiyacını duyar insan? Acaba onda günümüzde yaşayanlar arasında bulamadığımız bir şey mi buluyoruz? Onun paylaşamadığımız veya paylaştığımız ne tür bir mirası söz konusudur? Yoksa yüklü mirasını kapışan mirasyediler miyiz? Yakınlarda bilmediğimiz yeni bir vasiyeti mi açıklanacaktır yoksa?
"Fatih içki içerdi" veya "Aslında gemileri karadan yürütmemişti" gibi fasit iddiaların hala insanların dünyasında karşılık bulabilmesi, bu iddialar karşısında hatta bir toplumun zıt kamplara bölünüyor olması, aslında araya giren 6 koca yüzyıla rağmen o şahsiyetin ve olayın hala yaşamakta olduğunun kanıtı değil midir?