| Yazar | : | Yüksel Kocadoru |
| İsbn | : | 9758075985 |
| Yayın Tarihi | : | 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 176 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Marka Yayınları |
Adım : Leonardo
Suçum : Floransa Manastırı'nda ölen kişilerin kadavralarını para karşılığında başrahipten satın alıp anatomilerini incelemek üzere parçalamak.
Cezam : Engizisyon mahkemesine çıkartılarak belki de büyücülük ve deccallıkla suçlanmak ve büyük bir olasılıkla yakılmak.
Evet! Suçum bir mahkeme karşısında sabit görülmediği ve cezam da onaylanmadığı halde, suçumun ve cezamın ne olabileceği az çok belliydi. Katolik Kilisesi, 1163 yılından beri canlı ya da ölmüş kişiler üzerinde diseksiyon (*) çalışmalarını, yasaklanmıştı. "Ecc1esia abhorret a sanguine" yani "Kilise kan dökmez" mantığıyla çıkartılan bu yasa sayesinde yüzyıllardan beri hiçbir hekim insan bedenine neşter vuramıyordu. Bu yasağa uymayanlar en ağır biçimde cezalandırılıyorlardı. "Kilise kan dökmez" prensibi burada da geçerliydi, o yüzden suçlular yakılarak, suda boğdurularak, dört farklı yöne giden atlara parçalatılarak insanın aklını durdurabilecek yöntemlerle öldürülüyordu.
İnsan anatomisini daha iyi tanımak ve böylece hastalıkların tedavisinde yol alabilmek için, her türlü tehlikeyi göze alarak kadavraları inceliyordum.
Floransa Manastın'ndan para karşılığında yaklaşık 20 ceset aldım. Arkadaşım Pietro Perugino da bana yardım ediyordu. Geceleri Pietro ile birlikte cesetleri manastırdan alıyorduk. Cesetler genellikle yaşlı rahiplere aitti. Kimseleri yoktu. Onları arayıp soran birileri de olmayınca başrahip, kadavraları para karşılığında bana satmakta hiçbir sakınca görmüyordu.· Belgelerde gömüldükleri yazıyordu. Başrahip beni yine de arada sırada uyarmayı ihmal etmiyordu: "Aman! Sakın kimse seni görmesin. Hele Kutsal Katolik Kilisesi'nden birileri bunları haber almasın. Seni yakarlar. Beni de asarlar," deyip duruyordu.
Dedikleri doğruydu. Engizisyon Mahkemesi onu "büyücülüğe yardım etmekten" asardı, beni de deccallık ve büyücülükten şehir meydanında, milletin gözü önünde ibret-i âlem için alevlerin kollarına atardı. Ama Tanrı'ya şükür, bunlardan kimsenin haberi yoktu.