| Yazar | : | Ahmet Soysal |
| İsbn | : | 9758859412 |
| Yayın Tarihi | : | Haziran, 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 146 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Kanat Kitap |
Artaud konusunda ne bilebiliriz bugün, ne anlayabiliriz?
Benliğin en büyük yıkımında, aşınca zorunlu ve acılı yıkımında, "ben" diyen konusunda? Dışsal bir olay, yazıyı gelip parçalıyor ve onunla birlikte okumayı da. Kendini yazıyla "yargılayan" (olumlayan, yadsıyan) olanaksız benliğin soru durumunda vücududur bu.
Oysa bu gidişin doğruluk değeri vardır, "bugün". Düşüncenin, benliğin, vücudun yangını, onları oluşturan öğelerin birliksizliği, düzensizliği olarak açığa vurarak. Ve bunları, bu dağılmayı göz önüne alan ve olumlayan bir başka düzene göre düzenleme zorunluluğunu duyurarak.
"Ben": güncel, "bilinçli" dinginlikte, bunun kendiliğinden yürüyen bir şey olduğunu ve örneğin düşlerde belli olan benliğin bilinçdışı tarafından söz konusu edilmesinin bile kendiliğinden yürüdüğünü -yalnızca "benim için" geçerli olduğuna göre- düşünmeye yöneliyorum. Oysa benliğin düşündüğünü bilmesinin ve düşünmeyle bilmesinin kuralları var: kurumların söylemininkiler. Ve bu kurallara inanç, XIX. yüzyıl sonunda ve XX. yüzyıl başlarında, çeşitli nedenlerden dolayı kesin bir darbe almıştır. Mallarme, şiirsel dili yararcı alandan geri çekip, kendi deliliği olan kendi oluşumuna yeniden vermiştir. Rimbaud ile Lautreamont'un ardından Sürrealistler, gerçeği bırakmadan, onun hep kendini aşan bir şey olduğunu; şairin, sanatçının özgür (bilinçdışı) etkinliğine uygun düşen, ona yanıt veren, bir rastlantılar, beklenmedik şeyler düzeninin, düzgeleyici mantığın düzeniyle üst üste geldiğini ortaya çıkarmışlardır. Belki en kesin olarak benliği, doğruyu yürürlükten kaldırarak onların yerine oyunu, çoğulu, unutmayı, arzulayan vücudu koyan Nietzsche, henüz ve daha uzun bir süre için anlaşılmış değil, yanlış yorumlanmaktadır. Ayrıca, Birinci Dünya Savaşının korkunç deneyimi, zihinleri kesin bir biçimde sarsmıştır. Savaş anlatılarıyla ölünmüştür, bitmeyen bir ölümle, başkasının yoksunluğunun ve ölümünün bireyin kendi yoksunluğuyla karışmasına ve ayakta durduğu sanılan her şeyin yıkılmasına dek.