| Yazar | : | Refik Ahmet Sevengil |
| Yayın Tarihi | : | 1959 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 91 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Devlet Konservatuvarı Yayınları |
Memleketimizde Avrupalılaşma hareketleri arasında, on dokuzuncu asrın ikinci yarısında, garp dram sanatı örnek alınarak bir yeni Türk tiyatrosu kurulmaya başlanıldı; bu sahadaki çalışmalar, gittikçe daha iyi verimler ve başarılar sağlayarak devam ediyor; fakat bundan önce Türklerin tiyatroları yok muydu?
Böyle bir soru ortaya çıkınca birçok kimseler, hemen meddah, karagöz ve ortaoyununu hatırlıyorlar, Türk muharrirlerinden Selim Nüzhet'in 1930 yılında basılmış olan "Türk Temaşası' isimli eseri bu üç eğlenceden bahseder. Bunların içinde birer taklitli monologdan ibaret olan meddah hikâyelerini tam bir tiyatro saymağa imkân yoktur; karagöz dram unsurlarını ihtiva etmekle beraber perdede gölgelere oynatılan bir oyundur; yalnız ortaoyunudur ki hakiki şahıslar tarafından bir- vakanın temsili sureti ile oynanır ve tamamıyla dramatiktir. Selim Nüzhet, bu oyunu on dokuzuncu asrın ilk yarısında başlatıyor: Türk tiyatrosu hakkında Fransız, Macar, Alman, İngiliz dillerinde eserler yazmış olan yabancı müellifler, Thalasso, İgnacz Kunoş, Hellmut Ritter, Luschan, Georg Jacob, Nicholas Martinovitch de Türk tiyatrosu denilince karagözle orta oyununu anlıyorlar. Bunların bazıları hatta ortaoyunundan bahsetmemiş, sadece karagöz hakkında malumat vermiştir; ortaoyunundan bahsedenler içinde de Türk tiyatrosunun başlangıcını pek eski tarihlere götüren yoktur. Bu yerli ve yabancı kıymetli muharrirlerin Türk dram sanatına karşı gösterdikleri ilgiyi teşekkürle karşılamak lazım değil; fakat bununla beraber, Türklerin on dokuzuncu asırdan önce tiyatroları olmadığına hükmetmektense bu bahsin şimdiye kadar yeter derecede incelenmemiş ve aydınlanmamış olduğunu düşünmek daha doğru olur.
Türk güzel san' atlarını ve o arada dram san' atını 'incelerken Türk Milletinin tarihini bir bütün olarak ele almak lazımdır. Milattan binlerce yıl önce Orta Asya'da Altay dağları eteklerinde kaynaşan Türkler, tarih boyunca bir yandan Mezopotamya'ya ve Anadolu'ya, Ege kıyılarına, bir yandan Çin ve Hint ülkelerinden yürümeli ve dünyanın dört bir tarafını dolaşmalıdırlar...