| Yazar | : | İ. Günday Kayaoğlu |
| İsbn | : | 9753121202 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 1998 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 166 |
| Ölçü | : | 20 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Aksoy Yayıncılık |
SANAYİLEŞMENİN KAÇINILMAZ etkisiyle sürekli değişim gösteren İstanbul'un -bu yoldan geçmiş ve geçmekte olan pek çok başka örnekte olduğu gibi- bir kimlik kaybı ile karşı karşıya kaldığı, şimdilerde -biraz da hüzünle- sık sık söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor. Bu kimlik kaybı düşüncesinin yarattığı, ya nostaljik kimi arayışlar, ya da daha kötüsü kendine güven duygusunun kaybı oluyor. İki büyük imparatorluğun başkenti olmuş, daha sonra kurulan genç Cumhuriyet'in ticaret, sanayi ve kültür merkezi olma işlevlerini üstlenmiş, bunlardan dolayı nüfusu hem nitelik, hem de nicelik bakımından umulmayan boyutlara ulaşmış bir metropolde, kimlik kaybından çok, kişilik değişikliğinin sancılarını aramak hem kendimize, hem de geleceğe güven duymamızı sağlayacak en doğru yoldur. Aksi halde, elde kandil, İstanbullu aramaya çıkarsak hüsrana uğrayıp umutsuzluğa düşmemiz kaçınılmaz olur.
Son üç dört yıldır eski İstanbul ile ilgili olarak yalnızca Beyoğlu (Pera) kitaplarının peş peşe yayınlanmasının nedenleri arasında bu kimlik arayışlarının da payı olmalıdır. Belge ve bilginin derlenip toplanarak yeni kuşaklara aktarılması gibi önemli bir işlevin yerine getirilmesi açısından sevindirici olmakla birlikte, yaklaşık 550 yıldır bu kentte yaşayan diğer İstanbulluları, bunların hayat tarzlarını, yaşadıkları semtleri gözardı etme tehlikesini de beraberinde getirdiğini söylemek gerekiyor. Demek ki, bu kentte farklı tarzlarda yaşam süren İstanbullular var. Bu farklı yaşam tarzları, üretim biçimlerinin değişmesiyle ortaya çıkan çeşitlilikten kaynaklandığı kadar, hemşerilerin yeni üretim ilişkileri içinde yerini alırken, bilinçli ya da bilinçsiz, geleneksel yaşam tarzını terk edemeyecek toplumsal, siyasal ve kültürel tercihler içinde olmalarından da kaynaklanmaktadır.
İstanbul'un kentsel kimliği değişmektedir, tabii ki İstanbullunun da... Burada üzerinde önemle durulması gereken, bu değişim karşısında nostaljik bir yılgınlığa düşmeden, İstanbul ve İstanbullunun yeni kimliğini kazanmasında her türlü olanağı hazır tutmaktır. Bu, her gün bir başka gelişmeyle önümüze gelen iletişim olanaklarını kullanarak dünya ile ilişkimizi güçlendirmenin yanı sıra, geçmiş ile de sağlıklı bağların kurulmasını sağlamakla olur...