Ersin Üner
İlk Galatasaray'a girişim 1944 galiba... Teyze kızı Hande Ablam Okulun önünden geçerken ilan görmüş parmaklıklarda: "Güzel çocuk müsabakası"...
Sokmuş beni içeri... Birinci oldu demişler... Ben onun yalancısıyım valla...
Bir süre sonra anam koşturup geldi Ankara'dan ve beni Galatasaray'ıma kavuşturdu. Sevgili İnan Türker de arkamdan aynı sınıfa...
Keyifli günlerden sonra zar zor biten lise... Yıl 1960. İhtilal... Babamın Yassıada macerası ve sıkıntılı yokluk yıllarımızın başlangıcı. Sırta mesuliyetler binince, "ODTÜ'ye 4.lükle girdin" dediler...
1966 'da mimar olduğumu sandım ve benden 2 sınıf küçük, yine babası Yassıada mahkumu, okula geldiği gün güzelliğiyle olay olan Sumru'yla evlendim. Ve ancak 1967-69 arası askerlikte (görev: inşaat emlak kontrol amiri) ustaların yanında çalışarak inşaatı kavradım. İyi duvar örer, sıva sıvanın. Erzurum'da başlayıp Konya' a bitti askerlik, bu arada oğlum Boğaç doğdu. 7 ay Konya' da (dürüstçe) imar müdürlüğü yaptım ve sonra sıfır kuruşla müteahhitliğe soyundum. Konyalı esnafın bu genç müteahhit taslağına yardımlarını asla unutamam. Bir gün biz 7-8 mimar ve mühendisi (zaten hepsi o kadardı) vilayete çağırdılar: "Konya'ya Selçuk Üniversitesi açılacak, önce tek fakülte: Mimarlık olacak ... Sizler vereceksiniz dersleri" dediler... 5 yıl keyifle inşaatlardan zaman ayırarak yaptım bu işi… Ama ciddiyetle... 1 saatlik ders için 6-7 saat araştırırdım konuyu. Yoksa adamı rezil eder bu veletler.
1978 yılında birikimlerimle yap-sat işine başladım. Maden çıkarma, konut, çarşı inşaatları derken 1994'te eski mesleğim tembelliğe soyundum. İstanbul hasretiyle Kanlıca-Çubuklu' da küçücük bahçeli, boğaza bakan 150 yıllık bir minik ev alıp restore ettim ve mesleği bıraktım. Torun olunca dayanamayıp Ankara'ya, baba evime döndüm. Oğlumla evin alt katında "Cafemiz" adında bir kafe açmıştık. Boğaç babasına çekmemiş, bayılır çalışmaya...
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar
Sokmuş beni içeri... Birinci oldu demişler... Ben onun yalancısıyım valla...
Bir süre sonra anam koşturup geldi Ankara'dan ve beni Galatasaray'ıma kavuşturdu. Sevgili İnan Türker de arkamdan aynı sınıfa...
Keyifli günlerden sonra zar zor biten lise... Yıl 1960. İhtilal... Babamın Yassıada macerası ve sıkıntılı yokluk yıllarımızın başlangıcı. Sırta mesuliyetler binince, "ODTÜ'ye 4.lükle girdin" dediler...
1966 'da mimar olduğumu sandım ve benden 2 sınıf küçük, yine babası Yassıada mahkumu, okula geldiği gün güzelliğiyle olay olan Sumru'yla evlendim. Ve ancak 1967-69 arası askerlikte (görev: inşaat emlak kontrol amiri) ustaların yanında çalışarak inşaatı kavradım. İyi duvar örer, sıva sıvanın. Erzurum'da başlayıp Konya' a bitti askerlik, bu arada oğlum Boğaç doğdu. 7 ay Konya' da (dürüstçe) imar müdürlüğü yaptım ve sonra sıfır kuruşla müteahhitliğe soyundum. Konyalı esnafın bu genç müteahhit taslağına yardımlarını asla unutamam. Bir gün biz 7-8 mimar ve mühendisi (zaten hepsi o kadardı) vilayete çağırdılar: "Konya'ya Selçuk Üniversitesi açılacak, önce tek fakülte: Mimarlık olacak ... Sizler vereceksiniz dersleri" dediler... 5 yıl keyifle inşaatlardan zaman ayırarak yaptım bu işi… Ama ciddiyetle... 1 saatlik ders için 6-7 saat araştırırdım konuyu. Yoksa adamı rezil eder bu veletler.
1978 yılında birikimlerimle yap-sat işine başladım. Maden çıkarma, konut, çarşı inşaatları derken 1994'te eski mesleğim tembelliğe soyundum. İstanbul hasretiyle Kanlıca-Çubuklu' da küçücük bahçeli, boğaza bakan 150 yıllık bir minik ev alıp restore ettim ve mesleği bıraktım. Torun olunca dayanamayıp Ankara'ya, baba evime döndüm. Oğlumla evin alt katında "Cafemiz" adında bir kafe açmıştık. Boğaç babasına çekmemiş, bayılır çalışmaya...
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar