| Yazar | : | Tayfun Er |
| İsbn | : | 975003872x |
| Yayın Tarihi | : | Mayısi 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 352 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Duvar Yayınları |
Bu kitapta Antik Yunan'dan beri söylenegelen ancak hep kavramsal düzeyde algılanmaktan öteye geçemeyen "Oligarşi"yi, somutlanmaya çalışılan haliyle, yani dünden bu güne Türkiye'deki "anıt sahibi" iktidar mensuplarının "büyük adları" ve "büyük bağları"yla okuyacaksınız.
Kimin kimle ne gibi bir bağı olduğu bilgisi ideolojik ve siyasi açıdan hedeflenmezse malumatfuruş olmaktan öteye geçilemez. Bilgiyi yorumlayabilmek ancak fikir oluşturabilir. Yıllar önce bir tez atmıştım ortaya, "oligarşi tek bir aileden gelir" diye. Bunu göstermek için, metodoloji olarak çok zahmetli bir yol olan ilişki ağlarını bulmayı seçtim. Onun dışında, kim kimin nesi olur, ispat ve metodoloji dışında zerre kadar umurumda değildir. " ... kimsenin soyunu sopunu bulmak görevim değil, kendi öykümü düzenlemek yetiyor bana" diyor bir şiirinde Turgut Uyar. Bu kadar akrabalık araştırması yapmış birisi olarak, bu dizelere ironi olsun diye değil içtenlikle katılıyorum.
Oligarşinin, nihai noktada kültürel/etnik/dini kimliği beni hiç ilgilendirmiyor. Ancak öne çıkan özelliklerden gördüğüm ne varsa onu vurgulamaya çalışıyorum. Gerçek benim zihnimden bağımsız olarak vardır diyen felsefi akımı yani materyalizmi savunuyorum. Bütün bu kimlikleri görmemek, bu kimliklerin olmadığı anlamına gelmez. Ayrıca vurgulanan bazı aidiyetler sadece üst yapı kurumları içinde değerlendirilemez; hayatın her alanını kapsayan bir kültürel kodlama, zihinsel algılama ve aidiyettir de aynı zamanda.
Benim oligarşiyle ezilenler adına bir "sorunum" var.
Kişisel bir sorun değil bu.